Sular altında kalan şehir: Halfeti’nin eski sokaklarına ne oldu?

Fırat kıyısındaki Eski Halfeti’nin büyük bölümü, Birecik Barajı’nda su tutulmasıyla sular altında kaldı. Evlerin, sokakların ve köylerin bir bölümü kaybolurken bölge, bugün sudan yükselen yapılarıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Fırat Nehri’nin kıyısına kurulmuş taş evleri, dar sokakları ve kendine özgü doğasıyla bilinen Halfeti, Türkiye’nin en sıra dışı dönüşümlerinden birini yaşadı. Bugün teknelerin gezdiği sakin suların altında, yaklaşık çeyrek asır önce insanların yürüdüğü yolların, evlerin, bahçelerin ve yapıların izleri bulunuyor.

Halfeti’nin hikâyesini değiştiren gelişme Birecik Barajı oldu. Baraj nedeniyle 2000 yılında suların yükselmesiyle eski yerleşimin yaklaşık beşte üçü su altında kaldı. Eski ilçe merkezinin kalan bölümü ise bugün “Eski Halfeti” olarak yaşamını sürdürüyor.

BİR KASABANIN HAYATI SUYUN ALTINDA KALDI

Halfeti’nin geçmişi oldukça eski dönemlere uzanıyor. Bölge; Asurlulardan Romalılara, Memlüklerden Osmanlılara kadar farklı uygarlıkların egemenliğinde kaldı. Fırat kıyısındaki konumu ise yerleşimin kimliğini yüzyıllar boyunca belirledi.

Ancak 20. yüzyılın sonunda alınan baraj kararı bölgenin coğrafyasını tamamen değiştirdi. Birecik Barajı’nda su tutulmaya başlanmasının ardından Fırat’ın seviyesi yükseldi.

Sular yükseldikçe kıyıya yakın sokaklar, bahçeler ve evler ortadan kaybolmaya başladı. Halfeti sakinlerinin önemli bölümü ise eski yerleşimden ayrılarak Karaotlak çevresinde kurulan yeni yerleşim alanına taşındı.

ESKİ SOKAKLARA NE OLDU?

Bugün Halfeti’ye bakıldığında bazı yapıların doğrudan suyun kenarında kaldığı görülüyor. Bunun nedeni, geçmişte bu noktaların kıyıdan daha yukarıda bulunması.

Eski Halfeti’nin düşük kotlu bölümleri baraj gölünün altında kaldığı için geçmişte evlerin sıralandığı bazı alanlar artık tekne güzergâhlarının altında bulunuyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı da bölgede yapılan tekne gezileri sırasında su altında kalan evlerin, ağaçların ve diğer yapıların görülebildiğini belirtiyor.

Böylece Halfeti’de eski bir sokağın devamı bugün suyun altında kalabiliyor; kıyıda görülen taş yapıların alt bölümleri ise baraj gölüyle birleşiyor.

SAVAŞAN’IN MİNARESİ HALFETİ’NİN SİMGESİ OLDU

Halfeti’nin sular altında kalan geçmişini anlatan en çarpıcı görüntü ise Savaşan köyünde bulunuyor.

Birecik Barajı'nın ardından köyün yaklaşık yarısı su altında kaldı. Karadan ulaşımın kesilmesiyle Savaşan terk edildi. Köyün camisi de suların altında kalırken minaresinin bir bölümü suyun üzerinde kaldı.

Bugün gölün ortasından yükseliyormuş gibi görünen bu minare, Halfeti’nin simgelerinden biri haline geldi.

Tekneler Savaşan’ın önünden geçerken ziyaretçiler suyun kıyısında terk edilmiş taş evleri ve suyun içerisinden yükselen minareyi görebiliyor. Bir zamanlar köy yaşamının merkezinde bulunan yapı, bugün Halfeti’nin değişiminin en güçlü görsel tanıklarından biri.

BİR BAŞKA MAHALLE DE SULARA GÖMÜLDÜ

Savaşan yalnız değildi. Halfeti’ye bağlı Çekem de barajdan etkilenen yerleşimlerden biri oldu.

Fırat kıyısında bulunan Çekem’de taş evlerin yanı sıra türbe, mescit, mezarlık ve tarihi mezar taşları bulunuyordu. Baraj gölünün oluşmasıyla mahallenin bir bölümü sular altında kaldı.

Böylece baraj yalnızca fiziksel yapıları değil, yıllar boyunca oluşmuş mahalle dokusunu ve insanların gündelik yaşam alanlarını da değiştirdi.

BİR KONAK TAŞ TAŞ SÖKÜLEREK KURTARILDI

Baraj suları yükselmeden önce bazı tarihi yapıların korunması için farklı yöntemler uygulandı. Bunların en dikkat çekici örneklerinden biri Feyzullah Efendi Konağı oldu.

1901 yılında yaptırılan iki katlı ve 14 odalı tarihi konağın baraj suları altında kalacağı anlaşılınca yapı Harran Üniversitesi tarafından söküldü. Konağın taşları tek tek numaralandırılarak başka bir yere taşındı ve aslına uygun biçimde yeniden inşa edildi.

Bu uygulama, Halfeti’nin eski yerleşiminden bazı mimari değerlerin fiziksel olarak kurtarılmasını sağladı. Ancak bütün yapıların taşınması mümkün olmadı.

KARAGÜL BİLE DEĞİŞİMDEN ETKİLENDİ

Halfeti’nin sular altında kalması yalnızca binaları ve yolları değiştirmedi. İlçenin simgesi haline gelen karagülün hikâyesi de barajla birlikte farklı bir boyut kazandı.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’nin turizm rehberine göre Halfetliler yeni yerleşim alanına taşınırken karagül fidelerini de beraberlerinde götürdü. Ancak eski Halfeti’nin kendine özgü mikroklimasından uzaklaşan güllerin aynı koyu rengi vermediği gözlendi.

Bu durum, barajın Halfeti’nin yalnızca yerleşim düzenini değil, Fırat çevresinde oluşmuş özel doğal koşullarını da nasıl etkilediğinin dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

SULAR ALTINDA KALDI, TURİZM MERKEZİ OLDU

Halfeti için barajın ardından başlayan yeni dönem, zamanla turizmi de beraberinde getirdi. Su altında kalan yerleşimler ve tarihi yapılar bölgenin en önemli turistik unsurlarından biri haline geldi.

Bugün Eski Halfeti’den hareket eden teknelerle Rumkale, Savaşan ve çevredeki tarihi alanlara geziler düzenleniyor. Tekne yolculuğu sırasında su altında kalmış yapılar ile Fırat vadisinin değişen coğrafyası görülebiliyor.

Halfeti aynı zamanda su altında kalan tarihi alanları nedeniyle dalış turizmine de konu oluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bölgeyi, su altındaki evlerin ve tarihi mekânların görülebildiği bir dalış noktası olarak tanıtıyor.

ESKİ HALFETİ TAMAMEN KAYBOLMADI

Halfeti için sık sık “sular altında kalan şehir” ifadesi kullanılsa da eski yerleşimin tamamının su altında olmadığını belirtmek gerekiyor. Resmî verilere göre eski Halfeti’nin yaklaşık beşte üçü barajdan etkilendi. Kalan bölümlerde tarihi taş evler, sokaklar ve yapılar varlığını sürdürüyor.

Bu nedenle bugün Halfeti’ye gidenler oldukça sıra dışı bir manzarayla karşılaşıyor: Bir tarafta hâlâ kullanılan eski taş yapılar ve sokaklar, birkaç metre ileride ise geçmişte aynı yerleşimin parçası olan ancak artık suyun altında bulunan alanlar...

Halfeti’nin eski sokakları bütünüyle yok olmadı; bir bölümü yaşamaya devam ederken bir bölümü Fırat’ın yükselen sularının altında kaldı.

Bugün gölün üzerinde ilerleyen teknelerin altında, bir zamanlar insanların evlerine döndüğü yolların, bahçelerin ve mahallelerin izleri bulunuyor. Sudan yükselen Savaşan minaresi ise bütün bu dönüşümün sessiz simgesi olarak Halfeti’nin geçmişini hatırlatmaya devam ediyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Çevre Haberleri