Ziyaettin Tokar: Millete Değil Erdoğan'a Sorumlu

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ziyaettin Tokar, Türkiye'nin gündeminin uzun süredir Başbakan'ın kim olacağı olduğunu belirtti.

Ziyaettin Tokar, düşük profilli Başbakan'ın millete karşı sorumlulukları olmayacağını söyleyerek, ülkenin isim problemi olmadığını, sistem sorunu olduğunu söyledi.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ziyaettin Tokar, Tütkiye’nin günlerdir yeni Başbakan’ın kim olacağını tartıştığını belirterek, “Düşük profilli Başbakan millete karşı sorumlu olmayacaktır. Türkiye’nin isim değil, öncelikle sistem sorunu vardır” dedi.

MİLLETE DEĞİL, ERDOĞAN’A SORUMLU

Saadet Partisi Bölge Toplantısı İzmir Çeşme’de gerçekleştirildi. Toplantıda gündemi değerlendiren eski çevre bakanı Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ziyaettin Tokar, “Yeni Başbakan kim olacak? Daha açık ifadesiyle, Sayın Erdoğan kimi atayacak? Muhtemel ismin şu ana kadar bildiğimiz tek bir özelliği var; “Düşük profilli bir başbakan!” Ne demek düşük profilli? Yani millete değil, Sayın Erdoğan’a karşı sorumlu olacak. Millete değil, kendisini o koltuğa oturtana hesap verecek. Böyle şey olmaz. Bu durum ne o koltuğa oturana, Ne de o koltuğa oturtana bir fayda vermez. Sayın Cumhurbaşkanı’nın çok hoşlandığı ve çok sık kullandığı bir cümle var. Diyor ki; “Dünya 5’den büyüktür” Bizde diyoruz ki “Türkiye 1’den büyüktür!” İnanın bu tavır size de, ülkeye de zarar veriyor” şeklinde konuştu.

Ak Parti’nin Genel Başkanı’nın kim olacağının kendilerini ilgilendirmediğini bunun kendi iç meseleleri olduğunu vurgulayan Tokar, şöyle devam etti:

“Yapılan iş Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanını koltuğundan ediyorsa, yapılan iş, anayasayı hiçe sayıyor, parlamenter sistemi yok farz ediyorsa, seçimle iş başına gelmiş bir başbakanı, kayyum mantığıyla yerinden ediyor ve milli iradeyi yok sayıyorsa, bu hepimizi ilgilendirir. Bütün Türkiye’yi ilgilendirir. 80 milyon vatandaşımızı ilgilendirir.

KUTUPLAŞMA ARTTI

Asıl olan şahıslar değil, millettir. Maalesef Türkiye’nin tarihinde hiçbir zaman, kurallar bu kadar zorlanmamış, kurum ve kuruluşların ayarlarıyla hiçbir zaman bu kadar oynanmamıştır. Bunun bedelini bütün millet ödemektedir. Bakın, şimdi günlerdir bir başbakanın gidişini konuşuyoruz. Bundan sonra da günlerce yerine kimin getirileceğini konuşacağız. Oysa Türkiye hem içerde hem de dışarı da tarihinin en zorlu ve en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. İçerde toplum hiç olmadığı kadar kutuplaştırılmış ve gerilmiştir. Sağduyu ve akl-ı selimin yerini öfke ve nefret almıştır. Bütün küresel terör örgütlerinin hedefinde Türkiye var. Canlı bombalar, terörist saldırılar ülkenin üzerine, adeta korkunç bir kâbus gibi çökmüştür. Neredeyse 9 aydır şehit haberinin gelmediği bir gün yok.

TÜRKİYE ATEŞ ÇEMBERİNDE

Ekonomi perişan. Esnaf hacizli. Vatandaş, 7’den 70’e borçludur. İslam dünyası, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bölünmüş, parçalanmış ve birbirine düşürülmüş. “Komşularla sıfır sorun” sloganıyla başlayan süreç, “Bütün komşularıyla sorunlu bir Türkiye” ortaya çıkarmıştır. Tam bir ateş çemberinin içindeyiz. Ateş hızla Türkiye’nin içine doğru yayılıyor. Peki, böyle bir ortamda, başbakansız kalan Türkiye neyi konuşup tartışıyor?”

TÜRİYE’NİN İSİM DEĞİL,

SİSTEM PROBLEMİ VAR

Türkiye bir an evvel normalleşmesi gerektiğini kaydeden Ziyaettin Tokar, Mevcut durumun sürdürülebilir bir durum olmadığını kaydetti.

Tokar, “Böyle bir dönemde Türkiye’nin, göstermelik değil, köklü değişikliklere ihtiyacı vardır. Zihniyet ve yaklaşım değişmediği takdirde, başbakanın adı Ahmet olmuş, Mehmet olmuş hiç fark etmez. Türkiye’nin şu andaki problemi isim problemi değil, sistem problemidir. Türkiye tıkanmıştır. Türkiye’nin yeni bir döneme, yeni bir yaklaşıma ve yeni bir başlangıca ihtiyacı vardır. Türkiye, ilk etapta barışa sarılmalıdır. Türkiye, kendisiyle barışmalı, Meclisi barışmalı, bölgesiyle barışmalıdır. Zira barış olmadan hiçbir şey yapamayız” şeklinde konuştu.

İkinci önceliğin üretim ekonomisine geçiş olmalıdır görüşünü dile getiren Tokar, “Milyonlarca işsiz gencimize iş bulmalıyız. Üçüncü olarak, içi boşaltılmış hukuk sistemimizi yeniden adaletle donatmalıyız. Ve nihayet eğitim sistemi, köklü biçimde yeniden ele alınmalıdır. Zira “Milli Eğitim” dediğimiz bugünkü eğitim sistemimizin, milletimizin ruh köküyle hiçbir ilgisi yoktur. Hâlbuki bir milletin bekası için eğitim son derece önemlidir” diye konuştu.

Başka bir ifadeyle eğitim sistemi bozuk olan bir milletin geleceğinden söz edilemez. Bilge kişi ne güzel söylemiş: “Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek. On yıl sonrasını düşünüyorsan fidan dik. Yüz yıl sonrasını planlıyorsan insan eğit.”Kısacası Türkiye, lüzumsuz işleri, sonu gelmeyen tartışmaları, kavgaları bırakarak, gerçek gündemine dönmelidir.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Politika Haberleri