Siyasetin ötesinde bir gönül hikâyesi: Ceyda Abla
Arif Çayan yazdı..
Bazı insanların doğum günü yalnızca takvimde işaretlenmiş bir tarih değildir.
Onları tanıyanların, yolları bir şekilde onlarla kesişenlerin dönüp baktığı; dostluğunu, emeğini, mücadelesini ve bıraktığı izleri hatırladığı özel bir gündür.
Bugün de benim için böyle bir gün.
AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın doğum günü…
Siyasette insanları makamlarıyla tanımak kolaydır. Milletvekili dersiniz, belediye başkanı dersiniz, genel başkan yardımcısı dersiniz…
Ama bazen bir isim, taşıdığı unvanın önüne geçer.
Ceyda Bölünmez Çankırı denildiğinde benim aklıma önce milletvekilliği değil, insana dokunabilme hali geliyor.
Çünkü siyaset, yalnızca kürsülerden yapılan konuşmalar değildir.
Siyaset bazen bir esnafın dükkânına girip çayını içmektir.
Bazen bir annenin derdini sabırla dinlemektir.
Bazen acılı bir ailenin kapısını çalıp hiçbir şey söylemeden yanında durabilmektir.
Bazen de kilometrelerce yol gidip “Ben buradayım” diyebilmektir.
İşte insanı insanların gönlünde büyüten de tam olarak budur.
Neden “Ceyda Abla” deniliyor?
İzmir sokaklarında kendisine “Ceyda Abla” diye seslenenleri görüyoruz.
Bence bu iki kelime, siyasette alınabilecek en kıymetli unvanlardan biridir.
Çünkü milletvekilliğini sandık verir.
Görevi parti verir.
Makamı devlet verir.
Ama “abla” olmayı halk verir.
Onu ne genel merkez kararıyla alabilirsiniz ne de seçim afişine yazarak kazanabilirsiniz.
İnsanlar sizi kendilerinden biri olarak görüyorsa söyler.
Aralarında mesafe olmadığını hissediyorsa söyler.
Telefon açabileceğine, kapısını çalabileceğine, derdini anlatabileceğine inanıyorsa söyler.
Bu nedenle “Ceyda Abla” hitabının siyasetin bütün resmî sıfatlarından farklı bir anlam taşıdığına inanıyorum.
İzmir sokaklarında geçen bir siyasi hikâye
Ceyda Bölünmez Çankırı’nın İzmir’deki siyasi çalışmalarına baktığınızda sahada olmayı önemseyen bir profil görüyorsunuz.
İlçelerde, mahallelerde, esnaf ziyaretlerinde, vatandaş buluşmalarında…
Siyasetin en zor taraflarından biri de budur zaten.
Fotoğraf çekildikten sonra gitmek kolaydır.
Asıl mesele, fotoğraf makinesi kapandıktan sonra da orada kalabilmektir.
Vatandaş konuşurken saate bakmamaktır.
Bir insan size derdini anlattığında onun için küçük görünen bir meselenin, o insanın hayatındaki en büyük mesele olabileceğini unutmamaktır.
Çünkü siyaset insandan uzaklaştığı gün ruhunu kaybeder.
Siyasetin sertliği insanlığımızı unutturmamalı
Bugün Türkiye’de siyaset oldukça sert.
Birbirimizi siyasi kimliklerimiz üzerinden değerlendirmeye o kadar alıştık ki bazen karşımızdaki kişinin her şeyden önce bir insan olduğunu unutuyoruz.
Oysa doğum günleri biraz da bunun için güzeldir.
Bir günlük de olsa tartışmaları, seçim hesaplarını, parti rozetlerini bir kenara koyup insana bakabilmek için…
Ben siyasette eleştirilmesi gerekeni eleştiririm.
Yanlış gördüğümün karşısında dururum.
Bugün desteklediğimi yarın yanlış yaptığında eleştirmekten de çekinmem.
Gazetecilik bunu gerektirir.
Ama aynı gazetecilik, hakkı teslim etmeyi de gerektirir.
İyiye iyi diyebilmek, emeği görmezden gelmemek gerekir.
Ceyda Bölünmez Çankırı’nın İzmir’de kurduğu gönül bağını da bu açıdan değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Makamlar geçer, geriye hatıralar kalır
Hayat çok hızlı geçiyor.
Bugün sahip olduğumuz makamlar, unvanlar, koltuklar bir gün mutlaka geride kalıyor.
Milletvekilliği de biter.
Siyasi görevler de değişir.
Seçimler gelir, seçimler geçer.
Fakat geriye başka bir şey kalır:
İnsanların hafızasında bıraktığınız iz.
Bir çocuğun başını okşamanız…
Bir yaşlının elini tutmanız…
Zor gününde yanında olduğunuz bir aile…
Dükkânına girip halini hatırını sorduğunuz bir esnaf…
Telefonuna cevap verdiğiniz bir vatandaş…
Belki yapan kişi yıllar sonra bunların hiçbirini hatırlamayacak.
Ama iyilik yapılan insan unutmayacak.
Siyasetin gerçek bilançosunun da bir gün burada tutulacağına inanıyorum.
Kaç seçim kazandığınızdan önce kaç gönüle girebildiniz?
Kaç kürsü konuşması yaptığınızdan önce kaç insanın derdine dokunabildiniz?
Kaç makamda bulunduğunuzdan önce arkanızdan kaç kişi güzel bir cümle kurabildi?
Bence önemli olan budur.
Nice güzel yaşlara Ceyda Abla…
Bugün bir siyasi değerlendirme yapmaktan çok, bir doğum gününün vesilesiyle birkaç gönül cümlesi yazmak istedim.
Yeni yaşınızın size sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum.
Ailenizle, sevdiklerinizle ve size gönülden “Ceyda Abla” diyen insanlarla birlikte nice güzel yaşlarınız olsun.
Siyasetin yorucu temposunun içerisinde yüzünüzdeki tebessümü, insanlara dokunma isteğinizi ve kapınızı çalanı dinleme sabrınızı kaybetmemenizi temenni ediyorum.
Çünkü sonunda hepimizin geride bırakacağı tek gerçek miras, insanların bizim hakkımızda kuracağı birkaç cümleden ibaret olacak.
Ve insanın ardından,
“Makam sahibiydi” denilmesinden çok,
“İyi insandı, bizi dinledi, yanımızda oldu” denilmesi kıymetlidir.
Doğum gününüz kutlu olsun Ceyda Abla.
Yeni yaşınız, gönlünüzden geçen güzelliklerin hayatınıza döndüğü bir yaş olsun.
İyi ki doğdunuz, nice güzel yıllara…
Arif Çayan

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.