Bir Tutam Manzara

Bir Tutam Manzara

YALNIZ YILDIZ

Artık yeter yazmak istemiyorum. Sırf yazmamak için iki gündür saat yedide yatıyorum. Alın işte yine yazıyorum, yine ağlıyorum. Ciğerimi on parçaya ayırdınız bir türlü toplayamıyorum. Lütfen beni yalnız bırakın, ben yalnız kalmak istiyorum. Zaten hep yalnızım. Size nasıl anlatayım ismimin Yalnız Yıldız olduğunu. Ben insanları anlamadığım için yalnızım. Yalnızlıktan değil. İnsanlara bir şey anlatamadığımdan yalnızım. Benim tek bir ilacım var o da yaratanda. Bırak doktor benim yarama derman arama. Rabbim kurban olayım imtihanı mı kolay öyle sabrınla. Boynumu büktüm aciz bir şekilde geldim huzuruna.

Bırak arkadaş dinleme beni. O kıymetli zamanını heba etme. O muazzam zamanını değersiz bir yazar için çürütme. Zaten hep içime atıyorum, bırak bunu da atayım. Konuştukça kanıyorum, sustukça boğuluyorum. Bul bir çare ne olacak bunun sonu çıldırıyorum. Boğazım düğüm düğüm nefes alamıyorum. Bu bir imtihandır diye sürekli sabrediyorum. Hüznümün sebebini saatlerce yazsam bitmez. Hiçbir kâğıt kalem dayanmaz, yazamaz. Ağaçlar kalem olsa, yeryüzü de defter olsa benim çektiğim acının en hafifini anlatamaz. Benim bu küçük yüreğimden başka hiçbir yürek bu yükü sırtlanamaz. Ne anlatırsam anlatayım hiç kimse beni anlayamaz. Ya ben ne kadar kaz kafalıyım, bir türlü anlayamıyorum. Kim dostum, kim düşmanım çıkaramıyorum. Benim canımı al artık Allah’ım Vallahi bak dayanamıyorum.

Ya ben yalnız kalmak istiyorum. Lanet olsun onu bile beceremiyorum. Ne kadar beceriksiz, hadsiz, haysiyetsizim. Ne olur çaresini söyleyin, ne olacağım ben, böyle nasıl yaşayacağım, bilmiyorum, anlayamıyorum, anlatamıyorum, anlaşamıyorum. Bak yine sayfalar peş peşe gidiyor, gözyaşlarımın ise sayısı belli değil. Kendilerince gelmişler karşıma. Ya tamam siz haklısınız, ben suçluyum. Tamam, kabul ediyorum. Azıcık da hatalıyım hatta zalimim, belki cehennemin dibindeyim, insan da değilim. Lütfen beni bana bırakın. Dertlerimle beni terk edin.

0-alqk0bmhymcthcvo.jpg

Ne kadar anlamsız sözler yazıyorum. Kendim bile içinden çıkamadığım sözler söylüyorum. Sürekli kâğıtlarla dertleşiyorum çünkü kâğıtlar beni anlıyor ya da dili olmadığı için sadece susuyor. Keşke ölebilsem. İnsanlar cennete girecekse ben cehenneme girmeye razıyım. İnsanlar mutlu olabilecekse ben ölmeyi düğün sayarım. Zaten geri zekâlı, gereksiz bir yaratığım. Anlatılmaz sadece yaşanırım. Tabii yaşıyor muyum orası biraz meçhul. İşte böyle dertlerinle yalnızlığınla boğul. Dinle bak nasihat ediyorum sana oğul. İnsanlarla konuşma bir daha, her konuştukça küçülüyorsun, her ağzını açtıkça yıkılıyorsun. Ne olur bak Enes sus. Sana bir dost tavsiyesi dediğini duyar gibiyim kalemimin ve kâğıdımın.

Özür dilemeyin benden, onarmaya çalışmayın kırdığınız kalbimi. Bana çok büyük hakaretler etmiştiniz hani. Ne çabuk unuttunuz söylediğiniz küfürleri. Karanlık kuyulara taşıdığınız bu gençliğimi. Bertaraf ettiğiniz her yerimi, tarumar ettiniz dünyamı ahretimi, zindan oldu sayenizde değerli vakitlerim. Hep yalan oldu geri getiremediklerim. Efkârlı bakışlar içinde alev alev yanıyorum. Birisi biraz önce bana öyle dedi. Söyleyin hadi ben bu çileler içinde nasıl yaşıyorum. Gözlerimin ağrısından nasıl efkârlı bakmayayım. Tamam, boş ver sustum işte. Artık yazmıyorum da, konuşmuyorum da. Her gün bir adım daha ölüme koşuyorum kendi yalnızlığımda.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.