1. YAZARLAR

  2. Aysel Ateş Abdullazade

  3. "Yargılarından kurtulamayan doktorlar"
Aysel Ateş Abdullazade

Aysel Ateş Abdullazade

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

"Yargılarından kurtulamayan doktorlar"

A+A-

Küçük iken ben de doktor olmak istiyordum. Her küçük çocuk gibi isteklerim ve fikirlerim değişiyordu. Ama doktor olmayı seviyordum. Doktor seti oyuncaklarım ve üniformam da vardı. Üniformamı annem dikmişdi. Sonradan bu üniformayı okulda kullanmaya başladım. İlk yardım derslerinde beyaz çantam da vardı. Onu da annem dikmişti kendi makinesi ile. İçinde tentilyot, makas, etil alkolü, pamuk, yara bandı falan vardı. Okulda çocuklardan biri düşse hemen ona yardıma koşardım. Bu yardımı nedense seviyordum ve sanırım bundan o zamanlar manasını anlamadığım ayrı bir keyif alıyordum. Bir arkadaşımın bahçede koşarken düştüğü için dizinin acıması benim ona yara bandı yapıştırmam bana doktor hissi yaşatıyordu. Sanırım bu keyif de bundan. Sonra büyüdük, herşey değişti. Doktorluk hevesim de geçti, neticede öğretmen oldum. Öğretmen doktordan daha çok insanı iyileştirir düşüncesi ile bu mesleği seçtim. Çünkü ben insanları iyileştirmeyi seviyorum. Bir öğretmen bütün topluma "ilk yardım" gösteriyor oysa.

Ama doktorlara karşı bir zaafım kaldı. Bu yüzden her zaman ilk fırsatta onları gözlemlerim. Bizim toplumda doktorların "yapamıyor" dediğim şeyi onların tıbbi alanı ile ilgili değil, bakış açısı ve düşüncesi ile ilgili. Bu toplumda doktor olan değerli beceri sahipleri hastalarının mahremiyetini korumayı başaramıyor maalesef. Bir de kadınlara karşı doktor gibi duruş sergilemeyi beceremiyorlar. Anlatacağım sebebini. 

Doktor için karşısındaki kadının kimliği, hayat tarzı ve yaşamı, medeni hali önemli olmamalıdır. Sen bunca sene bu mesleğe yıllarını vermişsin, vermişsin ama yanına gelen bir kadın hastana neden bakiresin yahut evli misin? sorusunu sorma yetisini hissediyorsun kendinde? En çok da kadın hastalıkları uzmanları bu konuda "yüksek levelde". Yanına gelen hastanın bilgilerini alırken "evli misin?" sorusu neden? Bir kadın bakire değilse mutlaka evli olması ve ya başından evlilik geçmesi durumu neden söz konusu? Bu zorunluluk neden? Ya da evli olmadığı halde normal cinsel hayatı olan kadına gözlüğün altından atılan o bakış neden? 

Peki evli olmayan bir kadının cinsel hayatı neden bir doktoru ilgilendirir ki? Doktor olmuş bir şahıs, kadının anatomisini ezbere bilen biri nasıl bir kadının bakireliğine ve cinsel hayatının evlilik üzerinde var olmasına dair fikir dayatabilir? 

Evli değilse, yani resmi evliliği yoksa kürtaj edilmeyen kadınlar var. Doktorların o bakışları altında ezilen, doktordan sonra hastanede çalışan diğer personellerin "kulak fısıltısına" maruz kalan, o bakışlardan gözlerini kaçıran hastalar var. 

Bir de hasta mahremiyeti denilen ama dikkat edilmeyen o kural. Evet, bu, bir kuraldır doktor için, insanlar için ise bir medeniyet. Psikologlar da buna özen gösteriyor. Hiçbir şekilde hasta kimliği ve mahremiyeti başkalarına açılamaz, söylenemez.

Geçenlerde birşey okudum. 

21yaşında bir kız ailesi ile birlikte, karın ağrısı şikayeti ile hastaneye gelmiş. Doktora, hamile olduğunu ve doğum sancısının geldiğini fısıldamış. (Kilolu kadınlarda bazen hamilelik bilinmeye biliyor) Kadını hemen gerekli odaya almışlar, doğumu yapılmış ve çocuk sessizce Çocuk Esirgeme kurumuna devredilmiş. Doğum yapan kadın da ağrılarının geçmesi üzerine taburcu olmuş ve ailesi ile birlikte evine dönmüş. Olması gereken de bu değil mi? 

Haa, yanlış anlaşılmasın, bu kadın 21yaşında. Yani 18'in üzerinde. Eğer 18'in altında olsaydı, o zaman prosedurlar farklı olur, aile de bilgilendirilirdi. Ama 21yaşlı bir kadının hayatına ve seçimlerine müdahele edilemez. En fazla psikolojik sohpetler ve istenmeyen hamilelikten korunması için bilgilendirilme yapılır. Bu kadar. 

Fakat bizim toplumda tüm doktorlar bunu bu şekilde alıgılıyor ve bunun doğruluğunu anlayabiliyor mu? Sanmıyorum. Kürtaj için sorgulanan, bakire değilim dediğinde evli olup olmadığı araştırılan kadınların bu alanda da hakklarının önüne geçiliyor. Doktorluk seviyesine yükselen birinin bakış açısını da yükselten, mental tabulardan arındıran bir kurum olmalı. Olmalı ki kadınlar o acayip bakışların gölgesinde kalmasın. 

Önceki ve Sonraki Yazılar