Pınar Yeşiltay Sevim
Sebepsiz Cinayet Olur mu?
Yoksa Biz Sebepsizliğe Dayanamıyor muyuz?
Bir dosya kapanır.
Fail bellidir.
Olayın nasıl gerçekleştiği ortaya konur.
Ama geriye tek bir soru kalır:
Neden?
Ve bazen… bu sorunun cevabı yoktur.
Ya da vardır ama kimseyi tatmin etmez.
İşte tam bu yüzden bazı dosyalar kapanmasına rağmen zihinlerde kapanmaz.
Narin vakası gibi…
Aradan zaman geçer, dosya ilerler, süreç devam eder.
Ama toplum hâlâ aynı sorunun etrafında döner:
“Neden?”
Bir çocuk…
Bir hayat…
Ve açıklanamayan bir boşluk.
İnsan zihni bu boşluğu taşıyamaz.
Çünkü beyin belirsizliği sevmez.
Bilmediği yerde bekleyemez.
Ve en önemlisi…
Bilmediğini hikâyeyle doldurur.
Narin vakasının hâlâ konuşulmasının nedeni sadece olayın kendisi değil.
Asıl neden, beynin bu olayı tamamlayamamasıdır.
Zihin bir son ister.
Bir sebep ister.
Bir anlam ister.
Çünkü anlam, korkuyu azaltır.
Eğer bir olayın nedeni varsa, zihin şunu düşünür: “Bu benim başıma gelmez… çünkü ben o hatayı yapmam.”
Ama eğer net bir neden yoksa… herkes potansiyel risk haline gelir.
İşte bu yüzden “sebepsizlik” insanı rahatsız eder.
Toplumda yaygın bir inanış vardır: “Böyle bir şeyin mutlaka büyük bir nedeni olmalı.”
Oysa bilim bize başka bir şey söylüyor. İnsan davranışı çoğu zaman:tek bir nedene bağlı değildir, net bir açıklamaya indirgenemez, bir anda oluşmaz...
Bir davranış…
birikir
sıkışır
tetiklenir
Ve sonra ortaya çıkar.
Ama zihin süreçleri sevmez.
Zihin hikâye sever.
Bu yüzden: biri suçlanır, biri merkeze konur, bir neden yaratılır. Ve hikâye tamamlanır. Ama gerçek çoğu zaman bu kadar düzenli değildir.
Hukuk sistemi bile bu gerçeği kabul eder.
Mahkeme şunu kanıtlar: Suç işlendi mi? Kim yaptı? Nasıl yaptı?
Ama şunu kanıtlamak zorunda değildir: Neden yaptı?
Çünkü “neden”, çoğu zaman ölçülemez.
İşte bu yüzden bazı dosyalar kapansa bile toplumda kapanmaz.
Çünkü hukuk kapanışı yapar, ama zihin kapanışı yapamaz.
Narin vakasının hâlâ konuşulmasının nedeni tam olarak budur.
Bu bir merak değil sadece.
Bu, zihnin kapanma ihtiyacıdır.
Bir beyin koçu olarak şunu çok net görüyorum: İnsanlar çoğu zaman şunu sanır:
“Eğer nedeni bilirsem, kendimi güvende hissederim.”
Ama gerçek şu: Hayat her zaman açıklanabilir değildir. Ve bu, insan zihni için en zor gerçeklerden biridir.
Asıl mesele şu değil: “Sebep neydi?”
Asıl mesele şu: “Biz belirsizliği yönetebiliyor muyuz?”
Çünkü: Duygularını tanımayan... Öfkesini yönetemeyen... İlişkilerini sağlıklı kuramayan bir zihin… risk üretir. Ve bu risk, bir anda ortaya çıkmaz. Yavaş yavaş oluşur.
Bugün Narin vakasını konuşurken, aslında kendi zihnimizi konuşuyoruz.
Nasıl düşündüğümüzü…
Nasıl inandığımızı…
Nasıl karar verdiğimizi…
Ve belki de en önemli gerçek şu: Sebepsiz cinayet yoktur. Ama tek cümlelik sebep de yoktur. Bu yüzden artık şu soruyu değiştirmeliyiz:
“Kim yaptı?”
“neden yaptı?”
yerine…
“Biz bu tür davranışların oluşmasını nasıl engelleriz?”
Çünkü dikkat sadece derslerde değil, hayatta gereklidir. Farkındalık sadece bilgi değil,
korumadır. Ve zihin eğitimi…
bir seçenek değil,
bir zorunluluktur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.