Dr. Taner Akman

Dr. Taner Akman

Yetim hakkı yendiğinin resmi belgesidir!

Bugün size bir imar planından ya da parsel hesabından değil, 81 yaşındaki Hafize Teyze’den, yani teyzemden söz etmek istiyorum. Çünkü onun hikâyesi, Balçova Arsaları nedeniyle yarım asırdan fazla süredir hakkını bekleyen binlerce insanın hikâyesidir.

Hafize Teyze bu hikâyeye 26 yaşında başladı. Genç bir kadın olarak devlete ve belediyeye güvendi, Balçova Belediyesi’ne parasını yatırdı, makbuzunu aldı ve tapusunu beklemeye başladı. 55 yıl geçti; tapusu hâlâ verilmedi.

Hiç evlenmedi, çocuğu olmadı. Arsasına da kavuşamadığı için hayatı boyunca vefat eden babasından kalan yetim maaşıyla yaşamaya çalıştı. Fakat bugün özellikle altını çizmek istiyorum: Hafize Teyze’nin derdi para değil.

Ben ona bakıyorum. Onun için bu bir gurur ve onur meselesi. 26 yaşında devletine duyduğu güvenin boşa çıkmadığını görmek istiyor. Ölmeden önce eline tapusunu almak, “Devletime güvenmekte yanılmamışım” diyebilmek istiyor. Tapusu verilirse de bunu kendisi için kullanmayacak; yetimler için bağışlamak istiyor.

İşte bu nedenle bu hikâyenin para ile açıklanabilecek bir tarafı yok.

Bugün yerel gazetelerde de yer alan gelişmelerle birlikte Balçova Arsa Mağdurları Derneği (BAMSES) Başkanı Ruhi Eroğlu’nun yıllardır sürdürdüğü mücadele yeniden gündemde. BAMSES, geçtiğimiz hafta Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu; önümüzdeki hafta ise 56 yıllık sürecin Sayıştay tarafından incelenmesi için başvuru yapacak.

Ve artık sorulması gereken sorular çok daha büyük.

Yıllar önce vatandaşlardan bu arsalar için toplanan paralar nereye gitti? Bu paraların hesabı tutuldu mu? Hak sahiplerine tapuları neden verilmedi?

Dahası, Balçova Arsa Mağdurları yalnızca tapusu hiç verilmeyenlerden oluşmuyor. Tapulu ve tapusuz mağdurlardan oluşan yaklaşık 5 bin kişilik büyük bir mağduriyet söz konusu. Tapusu verilmiş olmasına rağmen arsası fiziken teslim edilmeyen mağdurlardan vefat edenlerin hukuki mücadelesini bugün mirasçıları sürdürüyor. Ancak tapusu hiç verilmeyen ve 55 yıldır elinde sakladığı makbuzla hakkını arayan teyzem Hafize Teyze gibi insanların durumu çok daha acı: Onlar hayatını kaybettiğinde, ellerindeki o makbuzların akıbeti ne olacak? Bir insanın 55 yıl boyunca sakladığı, hakkının tek somut belgesi olan o makbuz, sahibi öldüğünde gerçekten bir kâğıt parçasına, yani çöpe dönüşmüş bir hatıraya mı dönüşecek?

Parası 55 yıl önce peşinen ödendiği halde sahiplerine teslim edilmeyen bu arsaların ve arsa paralarının yıllar boyunca kimlerin kullanımında olduğu, kimlerin ekonomik menfaat sağladığı ve hangi işlemlerle el değiştirdiği mutlaka araştırılmalıdır.

Vatandaşın parasını ödediği ve hakkı olduğu hâlde kendisine teslim edilmeyen bu arsalar kimlere peşkeş çekildi?

Bu soruların cevabı mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.

Kimseyi mahkeme kararı olmadan suçlamak istemiyorum. Ancak 56 yıllık bir süreçte vatandaşların ödediği paraların, taşınmazların ve yapılan tüm işlemlerin bağımsız biçimde incelenmesini istemek en doğal vatandaşlık hakkıdır.

Çünkü burada yalnızca birkaç parselden söz etmiyoruz.

Burada hayatını kaybeden insanların hayalleri var. Çocuklarına ve torunlarına bıraktıkları haklar var. Yarım asır önce devlete güvenerek yatırılmış paralar var.

Ve bütün bunların karşısında bugün 81 yaşındaki Hafize Teyze var.

Belediye başkanları değişti, yönetimler değişti, çalışanlar değişti. Ama onun elindeki 55 yıllık makbuz değişmedi.

O makbuz, 26 yaşındaki bir kadının devletine duyduğu güvenin belgesidir.

Bugün ise aynı makbuz, bu güvenin neden hâlâ karşılıksız kaldığının sorusudur.

Benim sorum çok açık:

26 yaşında parasını yatıran Hafize Teyze, 81 yaşında neden hâlâ tapusunu bekliyor?

Toplanan paralar nereye gitti?

Tapusu verilmeyen arsalar neden verilmedi?

Tapusu verildiği hâlde sahiplerine teslim edilmeyen arsalar kimlerin kullanımına bırakıldı?

Ve bütün bunların hesabını kim verecek?

Burada bir parantez açmak istiyorum.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu mağduriyetten haberdar olmadığından eminim. Çünkü kendisinin yetim hakkı konusunda ne kadar hassas olduğunu bilen biri olarak, bu dosyanın bütün boyutlarıyla kendisine ulaşması hâlinde konuyu sahipleneceğine ve çözümü için gereken adımların atılmasını sağlayacağına inanıyorum.

Ben bunu siyasi bir tartışma yaratmak için değil, tam tersine devletimizin en üst makamının bu mağduriyetten haberdar olması gerektiğine inandığım için söylüyorum.

Çünkü 81 yaşındaki Hafize Teyze’nin elindeki 55 yıllık makbuz, artık yalnızca bir arsanın değil, devlet-vatandaş ilişkisindeki güvenin meselesidir.

BAMSES Başkanı Ruhi Eroğlu’nun öncülüğünde yürütülen mücadele ve Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusu ile önümüzdeki hafta yapılacak Sayıştay başvurusu, bu soruların cevaplarının ortaya çıkarılması açısından önem taşıyor.

Çünkü Hafize Teyze’nin istediği zenginlik değil.

Hakkını görmek.

Devletine duyduğu güvenin boşa çıkmadığını görmek.

Ve belki de hayatının son dileğini gerçekleştirmek:

Elindeki tapuyu yetimlere bırakmak.

Hafize Teyze 55 yıl bekledi.

Artık onun hakkı, onun ömründen daha fazla beklememeli.

image5.jpeg

image2.jpeg

image1.jpeg

image0.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.