Dr. Taner Akman

Dr. Taner Akman

Askıya Çıkan Plan Değil, Bir Kez Daha Askıya Alınan Adalettir

Yarım asırdır bekliyoruz.

Dedelerimiz bekledi, anneannelerimiz bekledi, babalarımız bekledi, annelerimiz bekledi, amcalarımız bekledi, teyzelerimiz bekledi, bugün ise çocuklarımız ve torunlarımız bekliyor.

Balçova Arsa Mağdurları olarak 50 yıldır tek bir şey istedik: Belediyeye peşin para ile ödediğimiz bedelin karşılığını almak, hakkımız olan tapularımıza ve arsalarımıza kavuşmak.

Bugün ise önümüze yeni bir imar planı konuldu ve kamuoyuna bunun büyük bir çözüm adımı olduğu anlatılıyor. Oysa tapusu olmayan, elinde yalnızca makbuzu bulunan binlerce hak sahibi açısından ortada çözülmüş bir sorun yoktur. Aksine, yeni bir mağduriyet tehlikesi vardır.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından askıya çıkarılan planlarda yaklaşık 1,1 milyon metrekarelik alan yeniden düzenlenirken emsal artışları, yeni ticaret-konut alanları ve yeni yapılaşma hakları tanımlanıyor. Bölgenin geleceği planlanıyor, yeni değerler oluşturuluyor, yeni imar hakları dağıtılıyor.

Peki bu planlarda yıllardır tapusunu bekleyen makbuz sahibi Balçova arsa mağdurlarının hakları nerede?

İşte sorulması gereken asıl soru budur.

Çünkü Balçova Arsa Mağdurları sorununun özü imar değildir.

Sorunun özü mülkiyettir.

Sorunun özü, yıllar önce vatandaşlardan para toplanmasına rağmen tapuların verilmemiş olmasıdır. Sorunun özü, belediyelerin kendi aralarındaki mülkiyet ve devir işlemlerinin bedelini vatandaşın ödemesidir. Sorunun özü, aradan geçen onlarca yıla rağmen hak sahiplerinin hâlâ tapu sahibi olamamasıdır.

Üstelik bu kaygı artık bir varsayım da değildir.

Geçtiğimiz ay, belediyeye dilekçe veren makbuz sahiplerine Balçova Belediyesi tarafından resmi cevaplar gönderildi.

Bu cevaplarda belediye; 1970’li yıllarda vatandaşlardan para toplandığını, bazı kişilere tapu verildiğini ancak yaklaşık 3.500 vatandaşın arsalarını alamadığını kabul etmektedir.

Daha da önemlisi, belediye kendi yazısında geçmişte hak sahiplerine dağıtılması gereken bazı parsellerin belediye şirketine devredildiğini, bazı alanların farklı kullanım kararlarına dönüştürüldüğünü ve yıllardır çözülemeyen hukuki süreçlerin bulunduğunu ifade etmektedir.

Ancak asıl dikkat çekici olan bölüm bundan sonrasıdır.

Çünkü belediye, elinde makbuz bulunan vatandaşlara gönderdiği resmi yazıda, makbuz sahibi olmanın tek başına hak sahipliğini belirlemeye yeterli olmadığını belirtmektedir.

Bir an durup düşünelim.

1970’li yıllarda belediyeye güvenerek para yatırıyorsunuz.

Aradan elli yıl geçiyor.

Tapunuzu bekliyorsunuz.

Ve sonunda size verilen resmi cevapta, elinizdeki makbuzun tek başına yeterli kabul edilmeyebileceği söyleniyor.

İşte Balçova Arsaları meselesinin özeti budur.

Sorun yalnızca geçmişte yaşanmış bir mağduriyet değildir.

Sorun bugün de devam etmektedir.

Bugün askıya çıkarılan planlar incelendiğinde, gelecekte oluşacak yüksek değerli imar haklarının nasıl paylaşılacağı, hangi parsellerin hangi koşullarda değerlendirileceği görülüyor. Ancak elinde yalnızca makbuzu bulunan vatandaşın bu pastadan nasıl pay alacağı, hakkının nasıl korunacağı ve yıllardır beklediği mülkiyet hakkının nasıl teslim edileceği konusunda net ve bağlayıcı bir güvence görülmüyor.

İşte bu nedenle itiraz etmek zorundayız.

Çünkü bugün sessiz kalınırsa yarın “plan kesinleşti” denilecek.

Bugün hak sahipleri görüşlerini yazılı olarak ortaya koymazsa yarın “itiraz edilmedi” denilecek.

Bugün mülkiyet hakkımızı koruyacak şerhler düşülmezse yarın oluşacak uygulamalarda telafisi çok daha zor sonuçlarla karşılaşılacak.

Kimse yanlış anlamasın.

Biz plana karşı değiliz.

Biz çözüme karşı değiliz.

Biz Balçova’nın gelişmesine karşı hiç değiliz.

Biz yalnızca elli yıldır süren mağduriyetin yeni plan notları ve yeni imar hakları arasında görünmez hale getirilmesine karşıyız.

Çünkü bir şehir planlanırken önce insanın hakkı planlanmalıdır.

Bir bölgede emsal artırılmadan önce mağdurun hakkı teslim edilmelidir.

Bir bölgede yeni yapılaşma hakları dağıtılmadan önce yıllardır tapu bekleyen vatandaşın mülkiyet sorunu çözülmelidir.

Düşünün;

1975 yılında belediyeye güvenerek para yatırıyorsunuz.

Aradan 50 yıl geçiyor.

Sonra belediyeden gelen resmi yazıda size deniliyor ki:

“Elinizdeki makbuz tek başına hak sahipliğinizi belirlemeye yetmeyebilir.”

İşte Balçova Arsaları meselesinin en acı tarafı budur.

Bugün askıda olan yalnızca imar planları değildir.

Askıda olan adalettir.

Askıda olan güven duygusudur.

Askıda olan, yıllardır “bir gün hakkınızı alacaksınız” denilen insanların umududur.

Bu nedenle tapusu olan ve de tapusu verilmemiş makbuz sahibi tüm hak sahiplerini planları incelemeye, hak kaybına yol açabilecek hususları değerlendirmeye ve süresi içerisinde resmi itirazlarını yapmaya davet ediyorum.

Çünkü hak verilmez, alınır.

Ve alınmayan hak zamanla unutulur.

Biz unutmadık.

Yarım asırdır unutmadık.

Bugün de unutmayacağız.

ÖRNEK İTİRAZ DİLEKÇESİ

………….. BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NA

Konu: Balçova Arsaları İmar Planlarına İtiraz

Askıya çıkarılan Balçova Arsaları planlarına ilişkin olarak aşağıdaki hususlarda itirazımı sunuyorum.

1970’li yıllarda Balçova Belediyesi tarafından yürütülen arsa edinim projesi kapsamında bedel ödenmiş olmasına rağmen tarafıma (ve/veya murisime) bugüne kadar tapu verilmemiştir. Elimde ödeme makbuzu (ve hak sahipliğine ilişkin belgeler) bulunmaktadır.

Belediye tarafından yakın zamanda gönderilen resmi yazılarda, makbuz sahibi vatandaşların hak sahipliği durumlarının halen netleştirilemediği ifade edilmektedir. Buna rağmen askıya çıkarılan planlarda, tapusunu alamamış hak sahiplerinin mülkiyet haklarının nasıl korunacağı ve gelecekte oluşacak imar haklarından nasıl yararlanacağı açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenmemiştir.

Bu nedenle 1970’li yıllarda bedeli ödenen ancak tapu tescili gerçekleştirilmeyen makbuz sahiplerinin mülkiyet hakları plan notlarında açıkça güvence altına alınmadan planların kesinleştirilmesine itiraz ediyorum.

1. İtirazımın kabulü ile birlikte makbuz sahibi ve tapusunu alamamış hak sahiplerinin mülkiyet haklarının plan notlarında açıkça korunmasını,

2. Hak sahipliği tespitleri tamamlanmadan ve hak sahiplerinin kazanılmış hakları güvence altına alınmadan planların kesinleştirilmemesini,

3. Gelecekte oluşacak imar hakları, değer artışları ve uygulamalarda makbuz sahiplerinin hak kaybına uğramayacağına ilişkin açık düzenlemeler yapılmasını,

4. Yarım asrı aşan mağduriyetin giderilmesine yönelik somut hükümlerin plan kararlarına eklenmesini,

arz ve talep ederim.

Ad Soyad:

T.C. Kimlik No:

Adres:

Telefon:

Tarih:

İmza:

Posta ile gönderecekseniz en güvenli yöntem iadeli taahhütlü veya PTT APS + alındı belgeli göndermektir.

Gönderim adresleri:

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na

(İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı)

Cumhuriyet Bulvarı No:1

Konak / İZMİR

Balçova Belediye Başkanlığı’na

(İmar ve Şehircilik Müdürlüğü)

Fevzi Çakmak Mahallesi Cengiz Topel Sokak No:1

Balçova / İZMİR

Her iki belediyeye de ayrı ayrı göndermenizi ve zarfların üzerine şu notu da yazmanızı öneririm:

“ Balçova Arsaları Askıdaki İmar Planlarına İtiraz Dilekçesidir”

İçine:

* İtiraz dilekçesi

* Makbuz fotokopileri

* Belediyenin sana gönderdiği cevap yazısının fotokopisi

* Varsa veraset ilamı ve diğer hak sahipliği belgeleri

eklenebilir.

Çok önemli bir konu daha var: İmar Kanunu’ndaki askı itirazlarında kritik olan genellikle dilekçenin askı süresi içinde idarenin kayıtlarına girmesidir. Bu nedenle bir aylık askı itiraz süresini kaçırmamak için bir an evvel itirazlarımızı yapmakta fayda var.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.