Dr. Taner Akman
Balçova'da dediğime geldiniz mi, geldiniz...
Balçova tapulu arsa mağdurları, bugün siz de askıdaki imar planlarına itiraz ediyorsunuz… Peki Peki dün neden bana ve benim gibi tapusu verilmemiş makbuzlu mağdurlara “Sus, itiraz etme ki önce benim işim görülsün!” dediniz? Planlar askıda, “görülen iş” ortada…
Bazen haklı çıkmak insanı sevindirmez. Hatta insan keşke yanılmış olsaydım der.
Ben aylar önce şunu söyledim:
“Hele bir planlar askıya çıksın… O zaman bugün ‘itiraz etmeyin’ diyen tapulu mağdurların da belediye kapılarında itiraz dilekçesi verdiğini göreceksiniz.”
Ne yazık ki tam da bunu yaşıyoruz.
Bugün sosyal medyada ve özellikle Balçova Arsa Mağdurları’nın yazıştığı gruplarda tapulu mağdurların peş peşe paylaşımlarını görüyoruz; “Parselinizi kontrol ettirin.”, “Orman alanına alınmış.”, “Herkes itiraz etsin.”, “Sonuna kadar hukuki mücadele edeceğim.”
Bu çağrıları okurken içimde ne bir sevinç var ne de bir öfke…
Sadece derin bir burukluk var.
Çünkü aynı çağrıları ben aylardır yapıyordum.
Aylardır “itiraz edin”, “hakkınızı arayın”, “hukuki mücadeleden vazgeçmeyin” diyordum.
Ama bana verilen cevap çoğu zaman aynıydı.
“Sizin tapunuz yok.”
“Boşuna uğraşıyorsunuz.”
“İtiraz etseniz de bir şey değişmez.”
Hatta bazıları bununla da yetinmedi. Tapusuz makbuz sahiplerini adeta susturmaya çalıştı. “İtiraz etmeyin.” dediler. “Bekleyin.” dediler. Hatta; “Tapunuz yok siz zaten hak sahibi değilsiniz.” bile dediler.
Bugün ise aynı insanlar, kendi parselleri planlardan olumsuz etkilenince hak aramanın ne kadar kutsal bir şey olduğunu hatırladılar.
İşte benim itirazım buna.
Yoksa kimsenin hakkını aramasına değil.
Aksine…
Ben elbette dün olduğu gibi bugün de tapusu verilmemiş makbuzlu vatandaşların yanı sıra tapulu vatandaşların da kendilerine yapılan haksızlıklara sonuna kadar itiraz etmesini destekliyorum. Çünkü haksızlığa uğrayan herkes hukuk içinde hakkını aramalıdır.
Ama keşke dün bana da aynı anlayış gösterilseydi.
Keşke ben “itiraz edeceğim” dediğimde tapulularca küçümsenmeseydim, beddualarına maruz kalmasaydım, adeta linç edilmeseydim…
Keşke yarım asırdır süren “ortak” mağduriyetimiz, “siz zaten tapusuzsunuz” denilerek değersizleştirilmeseydi.
Bugün yaşananlar aslında hepimize önemli bir gerçeği gösterdi.
Tapu tek başına kimseyi güvende tutmuyor.
Bir plan değişikliğiyle yıllarca sahip olduğunuzu düşündüğünüz hakkınız bile tartışmalı hale gelebiliyor.
İşte tam da bu yüzden aylardır söylediğim şey doğruydu:
Hak aramak ayıp değildir.
İtiraz etmek düşmanlık değildir.
Hukuki mücadele vermek kimsenin tekelinde değildir.
Bugün tapulu vatandaşlar da itiraz dilekçeleri vererek belediye kapılarında hak arıyor.
Ben ise aylardır aslında onlarla aynı mücadeleyi veriyorum.
Aramızdaki tek fark, onların bugün yaşadığı hayal kırıklığını benim aylar önce yaşamaya başlamış olmamdır.
Kimse yanlış anlamasın.
Ben tapulu mağdurları asla düşman olarak görmüyorum.
Onların mağduriyetine de çok üzülüyorum.
Bu şehir ve bu ilçe artık yeni mağdurlar üretmesin istiyorum.
Tüm Balçova arsa mağdurlarının mapduriyetlerinin ortak bir çözüm ile giderilmesini diliyorum. Ancak dün tapusuz makbuz sahiplerine “itiraz etmeyin” diyenlerin, bugün herkesi itiraza çağırırken dönüp bir kez olsun “Biz yanlış yapmışız.” demelerini de bekliyorum.
Belki o zaman gerçekten aynı safta olduğumuza inanabiliriz.
Çünkü Balçova’nın sorunu hiçbir zaman tapulu ile tapusuzun kavgası değildi.
Sorun, bir devlet kurumuna olan güven sonucu oluşan 5000’den fazla vatandaşın üç neslinin mağduriyeti ve yarım asırdır çözülemeyen bir adalet meselesiydi.
Adalet sadece sıra size geldiğinde aranan bir hak değildir.
Adalet, başkasının hakkı çiğnenirken de yanında durabildiğiniz zaman gerçekten adalettir.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.