Dr. Taner Akman
Bir milletin sembolü: Mostar Köprüsü
Mostar’dayız…
Neretva Nehri’nin üstünde yükselen o meşhur taş köprünün tam karşısında duruyoruz. Su zümrüt gibi akıyor, köprü ise gökyüzüne doğru sessizce uzanıyor. Ama bu sessizlik, sadece bir huzur değil. Taşların her biri bir şey anlatıyor.
Bu köprüye bakarken sadece bir mimari harikayı görmüyorum; sanki bir milletin kalbine bakıyorum. 1566’da yapılmış. Osmanlı zamanında, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle, Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin inşa etmiş. O gün bugündür, bu köprü iki yakayı değil, iki hayatı birbirine bağlıyor.
Şehrin adı bile köprüden geliyor: “Most” köprü demek, “Mostar” da köprü bekçisi.
Yüzyıllarca bu köprüden insanlar geçmiş. Düğün alayları, tüccarlar, çocuklar, yaşlılar… Hepsi bu taşlardan geçmiş. Gençler nehre atlamış, bayramlarda halaylar kurulmuş. Bu köprü, bir milletin kalbi olmuş.
Ama sonra… 1993’te, savaş gelip bu kalbi paramparça etmiş. Hırvat tankları bu köprüyü hedef almış. O görkemli taşlar, top atışlarıyla birer birer parçalanıp nehre düşmüş. Köprü yıkılmış. Ama aslında sadece taşlar değil, Boşnakların hatıraları, geçmişleri, umutları da yıkılmış. Mostarlılar ağlamış. Ben de burada dururken, o günleri yaşamamış olsam da, aynı duyguları içimde hissediyorum.
Neyse ki sonra yeniden yapmışlar bu köprüyü. 2004’te açılmış tekrar. Türkiye Cumhuriyeti köprünün yeniden inşasına büyük destek olmuş. Aynı taşlar, aynı teknikle, aynı inançla… Şimdi yeniden dimdik ayakta. Ama bu sefer sadece geçmek için değil, geçmişi hatırlamak için duruyoruz üstünde. (Daha doğrusu duramıyoruz zira sarıya öalam parlak mermerleri nedense aşırı kaygan ve köprüyü geçmek isteyenler ciddi bir “kayıp düşmeme mücadelesi” veriyor.)
Bugün gençler yine köprünün üstünden suya atlıyor. Etrafta hediyelik eşyalar, kahve kokuları, gülen yüzler yine var. Ama ben bir Türk olarak o köprüye bakarken, köprünün taşlarında geçmişteki acıları ve gözyaşlarını da görebiliyorum…
Bir Türk olarak bu topraklarda yürürken, sadece geçmişle bağ kurmuyorum; sanki atalarımın izlerini takip ediyorum. Mostar Köprüsü bana sadece bir yapının gücünü değil, bir milletin inancını da anlatıyor:
Biz öyle büyük bir milletiz ki yıkılsak da, yeniden dimdik ayağa kalkarız ve her taşımız, yeniden yerine oturur…










Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.