Arif ÇAYAN
Bir telefon bağlantısıyla değişen tarih!
Bazı geceler vardır…
Takvim yaprakları değişir, yıllar geçer, mevsimler birbirini kovalar ama o gecenin bıraktığı iz, milletlerin hafızasından silinmez.
15 Temmuz 2016 da işte böyle bir geceydi.
Aradan tam on yıl geçti.
Ancak o gece yaşananlar, hâlâ ilk günkü kadar canlı, ilk günkü kadar sarsıcı.
Türkiye sıradan bir yaz akşamını yaşarken, bir anda ekranlara olağanüstü görüntüler yansımaya başladı. Köprüler kapatıldı. Tanklar caddelere çıktı. Savaş uçakları Ankara ve İstanbul semalarında alçak uçuş yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. Emniyet binaları hedef alındı. Milletin vergileriyle alınan silahlar yine bu milletin üzerine çevrildi.
O gece hedef yalnızca devlet değildi.
Hedef, sandıkta tecelli eden milli iradeydi.
Hedef, demokrasiydi.
Hedef, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ve geleceğiydi. Ancak o karanlık gecenin en kritik anlarından biri, milyonların hafızasına kazınan o telefon bağlantısı oldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, televizyon ekranlarına telefon bağlantısıyla bağlanarak millete seslendi. Soğukkanlı ama kararlı bir ses tonuyla yaptığı çağrıda vatandaşları meydanlara, havalimanlarına ve demokrasiye sahip çıkmaya davet etti.
Belki de Türk siyasi tarihinin en kritik konuşmalarından biriydi bu.
O birkaç dakikalık çağrı, yalnızca bir açıklama değildi.
Bir milletin kaderini değiştiren tarihi bir dönüm noktasıydı.
Çağrının ardından insanlar evlerinden çıktı.
Gençler…
Yaşlılar…
Kadınlar…
Erkekler…
Farklı siyasi görüşlerden, farklı hayat hikâyelerine sahip milyonlarca insan, aynı bayrağın altında buluştu.
Kiminin elinde sadece Türk bayrağı vardı.
Kimi dualarla yürüdü.
Kimi hiç düşünmeden tankların önüne çıktı.
O gece insanlar, ölüm korkusunu değil; vatan sevgisini düşündü.
Ve ne yazık ki o yürüyüşün sonunda birçok ocak söndü.
251 vatandaşımız şehit oldu.
Binlerce insan yaralandı.
Her biri geride gözü yaşlı anne-babalar, eşler, çocuklar ve yarım kalmış hayatlar bıraktı.
Bugün onların isimlerini anarken yalnızca birer rakamdan söz etmiyoruz.
Her biri bir hikâyeydi.
Bir umuttu.
Bir hayaldi.
Bir ömürdü.
On yıl geçti…
Şehirler değişti.
Çocuklar büyüdü.
Yeni nesiller yetişti.
Ama şehit ailelerinin yüreğindeki özlem hiç eksilmedi.
Gazilerin taşıdığı izler hiç silinmedi.
Ve milletin hafızasında o gece hiç eskimedi.
15 Temmuz’u hatırlamak; sadece yaşanan acıları anmak değildir.
Demokrasinin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlamaktır.
Milli iradenin ancak millet tarafından korunabileceğini unutmamaktır.
Devlet kurumlarının, hukukun ve demokratik düzenin önemini gelecek nesillere anlatabilmektir.
Çünkü milletler, geçmişlerinden aldıkları derslerle geleceklerini inşa eder.
Bugün, 15 Temmuz’un onuncu yılında geriye dönüp baktığımızda hâlâ aynı duyguyu hissediyoruz.
O gece yaşanan korkuyu…
O gece gösterilen cesareti…
O gece verilen mücadeleyi…
Ve o telefon bağlantısıyla başlayan tarihi direnişi…
Allah bu millete bir daha böyle karanlık geceler yaşatmasın.
Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz.
Çünkü bazı geceler sadece tarihin sayfalarında kalmaz.
Bazı geceler, bir milletin vicdanına, hafızasına ve kaderine sonsuza kadar kazınır.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.