Banu Pirinçcioğlu

Banu Pirinçcioğlu

CEHALETLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK

Size bir haberim var. Hiç hoşunuza gitmeyecek ama maalesef doğru.

Ülkemizin hali hiç bir zaman iyiye gitmeyecek, düzelmeyecek.

Ekonomi, para, pul meselesi değil benim söylediğim. Ülkenin kültürü, eğitiminden bahsediyorum.

Şahsım adına söylüyorum, ben bir kural insanıyım.

Bazı şeylerin olması gerektiği gibi olmadığı zaman deliye dönen biriyim.

Yol boyu elimde bir kağıt peçeteyle yürüdüğümü bilirim, ta ki bir çöp kutusu bulana kadar.

Trafikte ne yazıyorsa odur benim için. 50 yazıyorsa 50 ile gidilir. Aksini görünce şikayet ederim.

Atıkların uygun yere atılması önemlidir. Pil atık kutusunda naylon poşet görünce delirebilirim.

Çünkü bence bu kadar basit şeyleri yapmamak beyinsizliği işaret eder. Yapanların da beyni olduğuna göre delirmem normal sanırım.

İyi kötü bir umudum vardı. Bu kadar çok yazı, görsel uyarı, sosyal medyada uyarılar, ünlülerin paylaşımları bir işe yarar sanıyordum.

Olmuyormuş. Ben boşuna bekliyormuşum.

Dün aşağıda park etmiş öğrenci bekleyen okul servisini görünce bundan iyice emin oldum.

Sümkürdü, burnunu sildi ve mendilini pencereden aşağı attı.

Tam delirip uyarmaya gidiyordum ki durdum. Böylesine bir cehaleti eğitemeyiz. Ve daha da kötüsü bu ve bunun gibiler ürüyorlar. Onların çocukları oluyor. Ve o çocuklar da bunun gibilerin verdiği eğitimle hayata karışıyor. Nasıl umut edebilirim ki?

Dün bir haber okudum aklım çıktı. Kamera her dakikayı kaydetmiş. İnanılır gibi değil, yani aklı olan, kafası çalışan bir insanın yapmasının imkansız olduğu bir katliam.

İstanbul'da otobanda sapağı kaçıran bir araç, önce yavaşlıyor sonra geri geri gitmeye başlıyor. Geri gittiği yer araçların uçak gibi geçtiği bir yol. Ve üstelik yol hafif kıvrılıyor. Cesarete bak! Ve o anda arkadan hızla gelen kamyon korkunç şekilde çarpıyor ve araç bariyerlere çarpıp korkunç kaza oluyor. Geri giden araç sürücüsü ölüyor.

Benim de aklım tutuluyor. Bu kaza değil çünkü. Bu bilerek isteyerek hayatla kumar oynamak. Bu cinayet.

Peki ya arkadan gelen araçtaki insanlar da ölseydi? Ya onun da arkasından gelen araçlar o hızla korkunç bir şekilde takla atıp daha büyük felakete yol açsaydı? Çok afedersiniz ama kimsenin canına kastetmeye hakkınız yok.

Şimdi bunun gibi insanları nasıl eğitirsiniz? Siz inanıyor musunuz bunların düzeleceğine, öğreneceğine?

Aynı bunun gibi densiz bir sürücü nedeniyle yıllar önce geçirdiğim kazanın travmasını hala yaşıyorum ben. Ki inanır mısınız tam iki üniversite bitirmiş eğitimli akıllı bir insandı. Ama o da sapak kaçırıp geri giderdi. Demek bunun okuma öğrenmeyle bir ilgisi yok. Düzgün insan olmak bir kişisel eğitim meselesidir bana göre. Okulda öğrendiklerinizin üstüne siz koyacaksınız. Ailenizden aldıklarınıza siz ekleyeceksiniz. Bunun başka yolu yok.

İnsanların genel kalitesi ve görgüsüne göre rahatlıkla söyleyebilirim ki bunlar değişmeyecek. Düzgün davranan, bilinçli, değişime açık,kaliteli insanların sayısı bizim ülke genelini düzeltmeye yetmez. Bu kadarcık insanla düzgün davranan toplum yaratamayız.

Biz azınlık olarak kalmaya mahkumuz.

Yarın bir kanun çıkar, yere tükürene bin lira ceza gelir o zaman başka tabii. Terbiye olmaya mecbur kalırlar o zaman.

Ancak çok üzgünüm ki başka türlü bir düzelme olmaz ve olmayacak.

İstediğiniz kadar kamu spotları yapın, ünlüleri konuşturun, duvarlara yazın hiç fark etmez. Olmaz.

Bu zihniyetler değişmez.

Hiç boşuna üzülmeyelim, dert sahibi olmayalım. Toplum bozulmuş ve düzelmesi imkansız.

Kendimizi bu bozuk düzende korumak için sabırlı ve dikkatli olmamız gerekiyor.

Mesela otobanda geri gelen bir sürücü olma ihtimali hep aklınızda bulunsun. Dikkatinizi dörde katlayın.

Başka da yapacağınız hiçbirşey yok maalesef.

Önceki ve Sonraki Yazılar