Dr. Taner Akman
Geçmişte de Geleceğin Otomobili Elektrikliydi
Bugün ben de elektrikli bir otomobil kullanıyorum. Beni en çok cezbeden özelliklerinden biri iç tasarımındaki sadelik. Gösterişe boğulmamış, ferah ve yalın bir kabin. Ama o sakin ortamın altında son derece canlı bir otomobil yatıyor. Gaza bastığım anda gelen kesintisiz hızlanma, bana Ferrari’yi aratmayan bir kalkış hissi veriyor. Bu bir kronometre karşılaştırması değil, direksiyon başında yaşadığım duygu. Sessizlik, sadelik ve ihtiyaç duyduğum anda hazır bekleyen güç…
Sonra karşıma 1911 model bir Baker Electric çıkıyor. Üstelik o yılın en üst modeli olan Special Extension Coupe. Bakıyorum ve düşünüyorum: Bizim bugün geleceğin otomobili dediğimiz şeyin fikri, yüz yılı aşkın zaman önce zaten yollardaymış.
Aslında hikâye daha da eski. Elektrikli taşıtların ilk deneysel örnekleri 1830’lara uzanıyor. İskoç Robert Anderson’ın o yıllarda geliştirdiği elektrikli araba, henüz şarj edilemeyen pillerle çalışan erken denemelerden biriydi. Kullanışlı elektrikli otomobillerin ortaya çıkması için batarya teknolojisinin ilerlemesi gerekti. 1899’da kurulan Baker Motor Vehicle Company ise bu birikimi otomobile taşıyan öncülerden oldu. Yani 1911 Baker ilk elektrikli otomobil değildi; yıllardır gelişen bir teknolojinin lüks ve konforla buluştuğu seçkin örneklerden biriydi.
Bugün Volvo EX30’umda hissettiğim rahatlık ve performans duygusu, Baker’ın kullanıcılarını düşünmeme neden oluyor. Ben elektrik motorunun anında verdiği hızlanmadan etkileniyorum; onlar da Ford Model T’yi çalıştırmak için krank çeviren insanlara bakarken kendi otomobillerinin zahmetsizce harekete geçmesinin ayrıcalığını yaşıyordu. Benim bugün performansta hissettiğim üstünlüğün, onların dünyasında sessizlik, konfor ve kullanım kolaylığı üzerinden bir karşılığı vardı.
Benzinli otomobillerin o dönemdeki güç gösterileri de etkileyiciydi. “Torino Canavarı” adıyla anılan Fiat S76, yaklaşık 300 beygirlik devasa motoruyla dönemin en güçlü benzinlileri arasındaydı. Ancak bu, hız rekorları için üretilmiş özel bir makineydi. Baker’ın başarısını böyle bir otomobili hızda geçmesinde aramak yanlış olur. Onun başarısı, otomobil kullanmayı zahmetli bir uğraştan çıkarıp konforlu bir deneyime dönüştürmesindeydi.
1911 Baker Electric Special Extension Coupe, geniş kapalı kabini, özenli döşemeleri ve gösterişli gövdesiyle bu anlayışın seçkin bir temsilcisiydi. Üreticisinin sınıfının en lüks ve en geniş otomobili olarak tanıttığı modelin fiyatı 2.700 dolardı. Otomobil sahibi olmanın bile ayrıcalık sayıldığı bir çağda, ayrıcalığın üst basamağında duruyordu.
Şaft tahrikli yürüyen aksamı ve direksiyon simidi yerine kullanılan yönlendirme koluyla, kendi döneminin ileri mühendisliğini taşıyordu. Şaftlı modellerde standart kurşun-asit bataryanın yanında, ek ücretle Edison bataryası da alınabiliyordu. Motoru çalıştırmak için krank çevirmek gerekmiyor, yolculuğa benzin kokusu ve egzoz dumanı eşlik etmiyordu. Oturuyor, kumandayı kullanıyor ve hareket ediyordunuz.
Baker’ın itibarı Beyaz Saray’a kadar uzanmıştı. ABD’nin 27. Başkanı William Howard Taft’ın eşi Helen Taft bir Baker kullanıyor, üstelik aracı kendisi sürüyordu. Elektrikli otomobilin kullanım kolaylığı, özellikle kadın kullanıcılar için başkasının yardımına ihtiyaç duymadan yola çıkabilme özgürlüğüydü.
Baker kullananlar arasında Thomas Edison da vardı. Edison elektrikli ulaşımın potansiyelini görmüş, asıl sorunun motor değil, enerjiyi araç üzerinde taşıyan batarya olduğunu anlamıştı. Kurşun-asit bataryaların ağırlığını ve sınırlamalarını aşmak için nikel-demir batarya üzerinde yıllarca çalıştı.
Nikel ve demir esaslı elektrotlarla alkali elektrolit kullanan bu bataryanın hedefi, dayanıklı ve uzun ömürlü bir enerji deposuydu. İlk ürünlerdeki sorunların ardından geliştirilmiş sürüm 1909’da piyasaya çıktı. Yalnızca Baker için değil, elektrikli taşıtların yaygınlaşması için geliştirilmişti. Edison’un bataryası sanayide başarı kazandı, fakat otomobil dünyasının yönünü değiştirmeye yetmedi.
Peki bu kadar erken başlamış, bu kadar kullanışlı bir fikir neden yaklaşık bir yüzyıl boyunca binek otomobil dünyasının kenarında kaldı?
Çünkü yarışın sonucunu yalnızca mühendislik belirlemedi. Ford’un seri üretimi benzinli otomobili ucuzlattı. Petrol ucuzladı, benzin istasyonları çoğaldı, şehirler arası yollar gelişti. İnsanlar daha uzağa gitmek istiyordu. Elektrik şebekesi ise özellikle kırsalda sınırlıydı. Ağır bataryalar, sınırlı menzil ve uzun şarj süreleri, elektrikli otomobilin şehir içindeki avantajlarını uzun yola taşımasını zorlaştırdı.
Tarihin ironisi şu ki benzinli otomobilin önünü açan yeniliklerden biri de elektrikli marş oldu. Krank çevirme zahmeti ortadan kalkınca benzinli araçlar, elektrikli rakiplerinin en önemli avantajlarından birini devraldı. Elektrik, kendi rakibinin kullanımını kolaylaştırdı.
Ardından fabrikalar, servisler, yakıt istasyonları ve tüketici alışkanlıkları benzinli otomobilin çevresinde büyüdü. Elektrikli otomobil artık yalnızca başka bir motorla değil, yerleşmiş koca bir ekonomik düzenle yarışıyordu.
Bugünkü dönüşün nedeni de somut: Elektrikli otomobili geniş kitlelere taşıyacak teknoloji ve üretim gücü artık var. Bataryalar gelişti, menzil arttı, büyük ölçekli üretim ve rekabet maliyetleri düşürdü. Uluslararası Enerji Ajansına göre ortalama batarya fiyatları yalnızca 2025’te yüzde 8 geriledi. Edison’un çözmeye çalıştığı enerji depolama meselesi, bugün dev bir küresel sanayinin merkezinde.
Üstelik petrol bağımlılığı, enerji güvenliği, hava kirliliği ve iklim meselesi de bu dönüşümü hızlandırıyor. Yüzyıl önce ucuz petrolün açtığı yolun karşısında, bugün petrol bağımlılığını azaltma isteği var.
Ben bu değişimi yalnızca raporlardan okumuyorum; her gün yaşıyorum. Elektrikli otomobilimin sade kabininde hissettiğim huzurla gaza bastığım anda gelen güç, elektrikli otomobilin hayatıma kattığı somut şeyler. Bu yüzden Baker’a baktığımda bir müze eşyasından fazlasını görüyorum.
Baker’ın gösterişli döşemeleriyle elektrikli otomobilimin premium iç mekânı farklı çağların zevklerini yansıtıyor. Baker’ın güvenliğe verdiği önem de iki otomobil arasında yakınlık hissetmemin bir başka nedeni. Elbette iki dönemin güvenlik standartları aynı değil; ama kullanıcıya güven verme düşüncesinde bir akrabalık hissediyorum. İkisinde de beni etkileyen ortak anlayış şu: Teknoloji, insanı daha az uğraştırmalı ve yolculuğunu güzelleştirmeli.
Baker bunu 1911’de anlamıştı.
Bugün elektrikli otomobilime bindiğimde geleceğe doğru yol aldığımı düşünüyorum. Baker’a baktığımda ise bu geleceğin ne kadar erken başladığını görüyorum. Dünya, onun vaat ettiği ulaşımı herkes için mümkün kılacak seviyeye çok sonra gelebildi.
Baker video linkleri
1. https://youtu.be/4Va0PoasK8E?si=rAJ6t1JPfQXU-TDH
2. Jay Leno’s Baker Electric Car — MyClassicCarTV
https://www.youtube.com/watch?v=OhnjMdzGusc
3. What It’s Like to Drive a 100 Year-Old Electric Car — Donut
https://www.youtube.com/watch?v=bsulOhzmNJE
4. How to Start and Drive a 1911 Baker Electric Car
https://www.tiktok.com/@gavin.rice53/video/7674258992486452511
Kaynaklar
* Baker Motor Vehicle Company, “Baker Electrics”, 1911 satış kataloğu.
* Vintage Electric Cars, “1911 Baker Electric Special Extension Coupe”.
* The Henry Ford, “1912 Baker Electric Victoria: Transportation for Five First Ladies”.
* Goodwood Road & Racing, “The 10 Best Fiats of All Time”, Fiat S76 bölümü.
* IEEE History Center, “The Rise and Fall of Early Electric Cars”.
* Rutgers Üniversitesi, Thomas A. Edison Papers, “Storage Battery”.
* American Chemical Society, “Thomas Edison, Chemist”.
* ABD Enerji Bakanlığı, “The History of the Electric Car” ve “Timeline: History of the Electric Car”.
* Smithsonian National Museum of American History, “Electric Cars: 100 Years Ago and Today”.
* Christoph Sachs ve Martin Neuburger, “A Data-Based Review of Battery Electric Vehicle and Traction Inverter Trends”, 2025.
* Uluslararası Enerji Ajansı, “Global EV Outlook 2026”, “Electric Vehicle Batteries” bölümü.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.