Veysel Şahin'i Anlamak İçin Önce Dinlemek Gerek!

Siyaset, doğası gereği eleştirinin, tartışmanın ve zaman zaman sert söylemlerin yaşandığı bir alan. Ancak siyasetin de bir ahlakı, eleştirinin de bir sınırı olmalı. Özellikle insanların memleketleri, değerleri ve toplumun ortak saygı duyduğu isimler üzerinden yürütülen tartışmalarda çok daha dikkatli davranılması gerektiğine inanıyorum.

Son günlerde MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin hakkında sosyal medyada gündeme getirilen iddiaları ve ardından yaptığı açıklamayı bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.

Şahin, kendisine yöneltilen suçlamaları açık bir dille reddetti. Yaklaşık iki ay önce yaşandığını belirttiği bir görüşmenin ardından sözlerinin çarpıtıldığını ifade etti. Sivas'a, Sivaslılara ve merhum Muhsin Yazıcıoğlu'na yönelik kendisine atfedilen ifadeleri kullanmadığını özellikle vurguladı.

Elbette kamuoyuna yansıyan her iddia sorgulanabilir. Siyasetçiler de eleştiriden muaf değildir. Ancak bir iddiayı dile getirmek başka, o iddiayı doğruluğu kesinleşmiş bir gerçek gibi sunmak bambaşka bir şeydir.

İşte burada biraz vicdanlı olmak gerekiyor.

Veysel Şahin'in açıklamasında dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri, İzmir'de yaşayan herkese memleketi ve siyasi görüşü ne olursa olsun kapılarının açık olduğunu söylemesiydi.

Aslında siyaset kurumundan beklediğimiz yaklaşım da tam olarak budur.

İzmir, Türkiye'nin dört bir yanından gelen insanların bir arada yaşadığı, farklı kültürlerin ve düşüncelerin buluştuğu önemli bir şehir. Bu şehirde siyaset yapan herkesin ortak sorumluluğu, ayrışmayı değil birlikteliği güçlendirmektir.

Veysel Şahin'in bu yöndeki mesajını değerli buluyorum.

Bir başka önemli konu ise merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun adının bu tartışmanın içine çekilmesi.

Muhsin Yazıcıoğlu, Türk siyasi hayatında kendine özgü duruşuyla iz bırakmış, farklı siyasi görüşlerden insanların da saygıyla andığı bir isimdir. Böyle isimlerin hatırasını günlük siyasi tartışmaların malzemesi haline getirmemek gerektiğini düşünüyorum.

Veysel Şahin'in de açıklamasında bu hassasiyeti özellikle dile getirmesi önemlidir.

Şunu da unutmamak gerekiyor:

Bir insanın yıllar içinde oluşturduğu siyasi ve toplumsal itibar, sosyal medyada ortaya atılan ve henüz doğrulanmamış iddialarla kolayca tartışmaya açılmamalıdır.

Bugün bir siyasetçi hakkında ortaya atılan iddia, yarın başka bir siyasetçi için gündeme gelebilir. Bu nedenle meseleye yalnızca siyasi yakınlık veya uzaklık üzerinden bakmak doğru olmaz.

Ben bu olayda Veysel Şahin'in yaptığı açıklamayı önemli ve yerinde buluyorum. Kendisine yöneltilen iddialar karşısında sessiz kalmak yerine kamuoyuna açıkça seslenmesi, kendi duruşunu ve düşüncelerini ortaya koyması açısından değerlidir.

Elbette olayın bütün yönlerinin açıklığa kavuşması önemlidir. Ancak aksi ortaya konulmadığı sürece bir insanı söylemediğini ifade ettiği sözler üzerinden mahkûm etmek de hakkaniyetli bir yaklaşım değildir.

Siyasette farklı düşünebiliriz, farklı partileri destekleyebiliriz, hatta zaman zaman birbirimizi sert biçimde eleştirebiliriz.

Ama bunların hiçbiri birbirimizin itibarını, memleketini ya da ortak değerlerini hedef alma hakkı vermez.

Veysel Şahin'in açıklamasına da bu pencereden bakılması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü İzmir'in ihtiyacı yeni tartışmalar, kırgınlıklar ve ayrışmalar değil; sağduyu, karşılıklı saygı ve ortak akıldır.

Son sözüm şu olsun:

Siyasette rekabet olabilir, eleştiri olabilir, fikir ayrılığı olabilir. Ama vicdan ve hakkaniyet hiçbir zaman kaybolmamalı.

Bir insanı eleştirirken de savunurken de ölçümüz aynı olmalı: Önce doğruluk, sonra adalet.

Çünkü siyasi tartışmalar gelip geçer, geriye insanların birbirine gösterdiği saygı kalır.

kapak-171600.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.