KILIÇDAROĞLU BALÇOVA’YA GİTMELİ, ONUR YİĞİT’İ ALNINDAN ÖPMELİ!

KILIÇDAROĞLU BALÇOVA’YA GİTMELİ, ONUR YİĞİT’İ ALNINDAN ÖPMELİ!

Arif Çayan yazdı -

Siyasette bazen öyle anlar vardır ki söylenen bir söz, gün gelir o sözü söyleyen kişinin önüne bir sorumluluk olarak çıkar.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemde üzerinde en fazla durduğu kavramlardan biri “arınma” oldu.

Kılıçdaroğlu, “Ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar” sözleriyle CHP içerisinde yeni bir dönemin işaretini verdi.

Bu sözler yalnızca parti içindeki tartışmalar açısından değil, CHP’li belediye başkanları bakımından da önemli.

Çünkü “arınma” diyorsanız, bunun bir ölçüsü olmak zorunda.

Suçlu ile suçsuzu, hakkında iddia bulunanla hakkında kesinleşmiş hüküm bulunanı birbirinden ayırmak zorundasınız.

İşte tam burada Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit meselesi karşımızda duruyor.

Onur Yiğit, hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle 3 Temmuz 2026 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından geçici bir tedbir olarak görevinden uzaklaştırıldı.

O gün herkes konuştu.

Siyaset konuştu.

İzmir konuştu.

Balçova konuştu.

Onur Yiğit’in siyasi geleceğinin ne olacağı tartışıldı.

Ancak hukuk süreci ilerledi.

Seferihisar Sulh Ceza Hakimliğinin 22 Temmuz tarihli kararıyla Yiğit hakkındaki konutu terk etmeme tedbiri kaldırılarak adli kontrol hükümleri değiştirildi.

Ardından İçişleri Bakanlığı, Anayasa’nın 127’nci maddesi kapsamında Onur Yiğit’in görevine iade edilmesine karar verdi.

Burada özellikle altını çizmek gerekiyor:

Bu karar, devam eden soruşturmanın sona erdiği ya da Onur Yiğit hakkında bir beraat kararı verildiği anlamına gelmiyor.

Ancak çok önemli başka bir anlam taşıyor:

Devletin yetkili makamı, daha önce geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırdığı seçilmiş belediye başkanının yeniden görevine dönmesine izin verdi.

İşte tam da bu noktada Kemal Kılıçdaroğlu’na önemli bir görev düştüğünü düşünüyorum.

Balçova’ya gitmek…

Onur Yiğit’i ziyaret etmek…

Elini sıkmak…

Hatta benim gözümde bundan daha anlamlı olanı yapmak:

Onur Yiğit’i alnından öpmek.

Neden mi?

Çünkü CHP’nin Genel Başkanı “arınma” diyorsa, arınmanın yalnızca hesap sormaktan ibaret olmadığını da göstermelidir.

Arınmak, gerektiğinde kendi arkadaşının hakkını teslim edebilmektir.

Arınmak, iddia ile hüküm arasındaki farkı bilmektir.

Arınmak, bir belediye başkanını yalnızca hakkında soruşturma açıldığı gün değil, görevine döndüğü gün de konuşabilmektir.

O ZİYARET SADECE ONUR YİĞİT’E YAPILMIŞ OLMAZ

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Balçova Belediyesi’nin kapısından içeri girdiğini düşünün.

Karşısında Onur Yiğit…

Yaklaşık iki ay makamından uzak kalmış, siyasi geleceği tartışılmış, ailesi ve çalışma arkadaşlarıyla zor bir dönemden geçmiş bir belediye başkanı…

Kılıçdaroğlu gidip elini sıksa…

Yanında durduğunu gösterse…

Ve alnından öpse…

Bence ortaya çıkacak fotoğraf yalnızca iki siyasetçinin yan yana geldiği sıradan bir kare olmaz.

CHP açısından çok güçlü bir mesaj verir:

“Biz hukuka saygı duyuyoruz. Hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan hiç kimseyi siyaseten peşinen mahkûm etmiyoruz.”

Asıl arınma anlayışı da böyle olmalı.

Eğer bir belediye başkanının suçu yargı kararıyla kesinleşirse CHP gereğini yapmalıdır.

Kim olursa olsun…

Hangi makamda bulunursa bulunsun…

Ama aynı hukuk anlayışı, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan bir insanın peşinen suçlu ilan edilmemesini de gerektirir.

CHP’nin savunması gereken çizgi tam olarak budur.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN KARARINI DA GÖRMEK GEREKİYOR

Meselenin önemli bir başka tarafı daha var.

Onur Yiğit’i görevden uzaklaştıran makam İçişleri Bakanlığı’ydı.

Görevine iade eden makam da yine İçişleri Bakanlığı oldu.

Dolayısıyla siyasi görüşümüz ne olursa olsun, devlet kurumlarının aldığı kararları değerlendirirken tutarlı davranmak gerekiyor.

3 Temmuz’daki görevden uzaklaştırma kararını konuşuyorsak, göreve iade kararını da aynı açıklıkla konuşmak zorundayız.

İçişleri Bakanlığı, adli süreçte ortaya çıkan yeni durumun ardından Onur Yiğit’in yeniden görevine dönmesine onay verdi.

Bu karar siyasi polemiklerin arasında kaybolmamalı.

Çünkü bugün tartıştığımız mesele yalnızca Onur Yiğit değildir.

Asıl mesele, seçilmiş bir belediye başkanı hakkında devam eden hukuki süreç ile siyasetin vereceği hüküm arasındaki sınırdır.

“ARINMA” SÖZÜNÜN SINAVI BALÇOVA’DA VERİLEBİLİR

Kemal Kılıçdaroğlu “arınma” diyorsa, bana göre Balçova bunun en somut sınavlarından biridir.

Çünkü arınmanın anlamı yalnızca insanları partiden uzaklaştırmak değildir.

Arınmak aynı zamanda adaletli davranabilmektir.

Bir insan hakkında iddia ortaya çıktığında hukukun işlemesini beklemek, yargının yerine geçmemek ve siyasi infaza izin vermemek de bunun bir parçasıdır.

Onur Yiğit’in bugün yeniden Balçova Belediye Başkanlığı makamında olması küçümsenecek bir gelişme değildir.

Yaklaşık iki ay önce görevinden uzaklaştırılan bir belediye başkanı bugün yeniden belediyesinin kapısından başkan sıfatıyla giriyor.

CHP Genel Merkezi bu tabloyu görmezden gelmemeli.

Tam tersine, doğru okumalı.

Kılıçdaroğlu’nun Balçova’ya giderek Onur Yiğit’le yan yana vereceği fotoğraf, CHP’nin bundan sonraki belediyecilik ve adalet anlayışı açısından da önemli bir mesaj taşıyacaktır.

Suç varsa hukuk gereğini yapar.

Ancak suç kesinleşmemişse siyaset kendisini mahkemenin yerine koyamaz.

SAYIN KILIÇDAROĞLU, YOLUNUZU BALÇOVA’YA ÇEVİRİN

Buradan Kemal Kılıçdaroğlu’na açık bir çağrıda bulunuyorum:

Sayın Genel Başkan…

Balçova’ya gidin.

Onur Yiğit’i makamında ziyaret edin.

Neler yaşadığını kendisinden dinleyin.

Balçova’da onu bekleyen vatandaşlarla konuşun.

Sonra Onur Yiğit’in elini sıkın.

Ve mümkünse alnından öpün.

Çünkü bazen siyasette bin cümle kurarsınız, hiçbiri tek bir fotoğraf kadar güçlü olmaz.

O fotoğrafın altında uzun açıklamalara da ihtiyaç kalmaz.

Mesaj nettir:

CHP’de arınma olacaksa adaletle olacak.

Kimse korunmayacak.

Ama hiç kimse de hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmadan suçlu ilan edilmeyecek.

Onur Yiğit’in görevine dönüşü bu nedenle yalnızca Balçova’daki bir makam değişikliği değildir.

CHP açısından önemli bir fırsattır.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “arınma” sözünün ne anlama geldiğini göstermesi açısından da önemli bir sınavdır.

Şimdi sıra CHP Genel Merkezi’nde.

Kılıçdaroğlu Balçova’ya gitmeli.

Onur Yiğit’in elini tutmalı.

Ve alnından öpmeli.

Çünkü siyasette hesap sormak kadar, zamanı geldiğinde hakkı teslim etmek de erdemdir.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.