Arif ÇAYAN
Tanyer İnşaat'ta güven 'heyelan'ı!
Narlıdere’de yağmur yağdı… Toprak kaydı… Yol çöktü…
Ve yine aynı cümle kuruldu: “Doğal afet.”
Hayır. Bu sadece doğal bir afet değil. Bu aynı zamanda tercihlerin sonucu.
Çünkü bu olayın merkezinde Tanyer İnşaat’ın Asma Bahçeler projesi var.
Şimdi soralım:
Heyelan riski bilinen bir bölgede, yumuşak zemin üzerine, yüksek katlı ve yoğun yapılaşma yapılırken gerçekten her şey hesaplandı mı?
Yoksa yine bildiğimiz hikâye mi?
Önce proje… Sonra satış… Sonra risk…
Tanyer İnşaat, İzmir’de “lüks konut” kavramını en çok kullanan firmalardan biri. Ama lüks yalnızca manzara değildir. Lüks, güvenliktir. Lüks, sağlam zemindir. Lüks, gece başını yastığa koyduğunda endişe duymamaktır.
Narlıdere’de yaşanan olay, tam da bu güven duygusunu sarstı.
Vatandaşlar boşuna tepki göstermiyor. Çünkü mesele sadece heyelan değil. Mesele, kaldırılabilecek olandan fazla yük bindirilip bindirilmediği.
İnşaat yapılabilir. Herkes yapar. Ama her yere, her koşulda, her yoğunlukta yapı yapılmaz.
Mühendislik doğaya meydan okumak değildir. Doğayı anlamaktır. Onun sınırlarını kabul etmektir. Eğer siz bu sınırları zorlamayı “yatırım” diye pazarlarsanız, günün birinde doğa size faturayı keser.
Yaşanan tam olarak budur.
Ve evet… Bu, Tanyer İnşaat’ın adının ilk kez tartışmaya açıldığı bir süreç de değil. Daha önce aynı bölgede yaşanan göçük iddiaları, dere yatağı müdahaleleri, zemin tartışmaları hâlâ hafızalarda.
Bu yüzden insanlar soruyor:
Bu projeler gerçekten güvenli mi? Yoksa sadece pahalı mı?
Çünkü pahalı olması, sağlam olması demek değildir.
Şehrin en kırılgan bölgelerinden birine, “vitrin proje” anlayışıyla yaklaşmak; sadece ticari bir karar değil, toplumsal bir sorumluluktur. İnsanlar ev satın almıyor sadece… Güven satın alıyor.
Eğer o güven yoksa, geriye sadece beton kalır.
Narlıdere’de yaşananlar bize şunu hatırlattı:
Tanyer İnşaat hâlâ aynı refleksle hareket ediyor.
Hız, satış, metrekare, prim…
Ama kimse şu soruyu yüksek sesle sormuyor:
Bu şehir ne kadarını kaldırır?
Tanyer İnşaat’ın bugün yapması gereken şey savunma değil, açıklama yapmak. Zemin raporlarını paylaşmak. Mühendislik önlemlerini ortaya koymak. Risklere karşı hangi adımların atıldığını anlatmak. Çünkü artık kimse “merak etmeyin, bir şey olmaz” cümlesine inanmıyor.
Bugün bu tartışmanın merkezinde Tanyer İnşaat var.
Ve artık şu sorunun cevabı gerekiyor:
Bu şehirde projeler güven üzerine mi yükseliyor, yoksa sadece satış rakamları üzerine mi?









Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.