Banu Pirinçcioğlu

Banu Pirinçcioğlu

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

TUHAF ŞEYLER

A+A-

Her yeni güne hayretle uyandığım bir ülkede olmanın keyfini yaşıyorum.

Başka hiçbir ülkede bu kadar şaşıramazdım.

Tek bir konuda değil üstelik, farklı farklı birbirinden bağımsız konularda şaşırtabiliyor beni.

Öyle haberler okuyorum ki, benim diyen senaristin aklına gelip yazamaz. O bile yok canım daha neler der çünkü. Saçma gelir, mantıksız bulunur diye senarist yazmaya korkar. Ama biz şahsen, bizzat yaşıyoruz.

Geçen gün mesela hayret verici bir haber okudum. Bir kez yetmedi. Yanlış anlamış olabilirim diye ikinci kez okudum. Ama yanlış anlamamışım.

Bir genç adam, hapisten “izinli” çıkmış. Çıkınca sevgilisinin evine gitmiş ve onu “pompalı” tüfekle öldürüp sonra kendi beynini dağıtmış.

Haber bu.

Öncelikle hapisten izinli çıkmak nedir? Haftasonu evci çıkan yurt öğrencisi gibi izinle hapisten çıkmak? Serbest dolaşıma engeli yoksa hapiste işi nedir? Hapiste kalması gereken kişiyse, gözetimsiz, yanında polisi olmadan neden çıkartılır?

Peki gelelim ikinci tuhaflığa.

Pompalı tüfeğe ulaşmak bu kadar kolaymıdır? Manavdaki portakala ulaşmak kadar kolay olması kimin suçudur? Bu şahıs izinle çıktığı cezaevinden bir koşu gidip tüfek nasıl alabilmektedir?

Mesela ben şubat ayında cimere bir yazılı şikayette bulundum. Fare zehirine tulum peyniri gibi kolay ulaşılabilmesini sorguladım. Dikkatim için bana teşekkür edip inceleme başlattıklarını yazılı bildirdiler. Bugün tam on ay sonra o incelemenin hala tamamlanmadığını görüyorum. Tamamlanmış olsa, ben internete girip zehir yazdığımda beni kolaylıkla sağa sola yönlendirmezdi.

Bugün on miligram antibiyotik için ağır sorgu altında tutulurken, zehir alabilmek dehşet değilse nedir?

Reçetesiz antibiyotik alamıyoruz, zehir alabiliyoruz. Aslında komik evet, ama o kadar vahim ki gülemiyoruz.

Almak bu kadar kolay olmasaydı siyanür denen şeye de ulaşılamazdı. Insanlar ölmezdi.


Kırmızı ışıkta geçenlerin sayısını biliyormusunuz? Sırf kendim her akşam evimin önündeki caddede en az iki araca denk geliyorum kırmızı ışıkta ışık hızıyla geçen. Peki ya bana denk gelmeyenler?

Cezasını biliyormusunuz peki? 235 TL!

Caydırıcı mı sizce? Son sürat ışığa yaklaştığına göre yeteri kadar caydırmıyor belli ki.

Aynı yerde mesela 50 yazan bir tabela var. 50 km yi geçme demek istiyor trafik. Bu cadde üzerinde değil 50 ile gitmek, 100 km hız yapmayana ceza varmış  gibi gidiyor tüm sürücüler. Ama bakan, uyaran yok tabii. 50 orada bir cadde adı olsa gerek diyoruz, süs niyetine kondurulmuş…

Aslında bir gecede çıkabilecek kanunlarla binlerce can kurtulabilir.

Ama neden bilmem, o kanunlar bir türlü çıkmaz.

Ispanak yemenin bile yüksek tehlike içerdiği bir dönemdeyiz malesef. Ben de kalkmış neleri dert ediyorum…

İyi şeyler de oluyor, söylemeden geçmeyelim yine de. Televizyonda içki kadehleri ile sigaralar görünmüyor mesela.

Bunun için de tüm yetkililere teşekkür ediyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar