2050'de Alzheimer Sayısı Tahmini Korkutucu!

2050'de Alzheimer Sayısı Tahmini Korkutucu!

Alzheimer hastalığının görülme sıklığına yönelik yapılan çalışmalarda, 2016 yılında Türkiye'de 500 bin, ABD'de 5 milyon, dünyada da 50 milyon hasta olduğunun tespit edildiğini kaydetti

Akademik Geriatri Derneği tarafından düzenlenen "Uluslararası Akademik Geriatri Kongresi-2017" devam ediyor. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısına Gülhane Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Doruk, İstanbul Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Akademik Geriatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Karan, Prof. Dr. Teslime Atlı ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ülev Deniz Erdinçler katıldı.

Prof. Dr. Hüseyin Doruk, Alzheimer hastalığının görülme sıklığına yönelik yapılan çalışmalarda, 2016 yılında Türkiye'de 500 bin, ABD'de 5 milyon, dünyada da 50 milyon hasta olduğunun tespit edildiğini kaydetti.


“TÜRKİYE’DE 7 HASTADAN BİRİ TEDAVİ ALTINDA”

Bu sayının her 20 yılda bir, neredeyse ikiye katlanacağının öngörüldüğünü vurgulayan Doruk, "2050 yılında hasta sayısının 130 milyonu geçeceği tahmin edilmektedir. Ülkemizde var olduğu hesap edilen 500 bin hastanın yaklaşık 75 bini, yani 7'de biri tedavi ve kayıt altındadır. Ülkemizde sağlık, politika ve ileriye yönelik öngörüleri planlarken bu durumu göz önünde bulundurmak gerekir." dedi.

2015 yılı Dünya Alzheimer Raporu verilerine de işaret eden Doruk, şöyle konuştu: "Dünyada her 3,2 saniyede bir yeni vaka eklenmektedir. 2015 yılı itibarıyla hastalığın dünyaya tahmini maliyeti 818 milyar dolardır. Buna göre 2018 yılında 1 trilyon, 2030'da ise 2 trilyon dolara ulaşacağı öngörülmektedir. Eğer Alzheimer bir ülke olsaydı, dünyanın 18. büyük ekonomisi olacaktı."

“65 YAŞ ÜZERİNDEKİ BİREYLERDE İLAÇ KULLANIMINA DİKKAT”

Akademik Geriatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Karan da yaşlılarda çoklu ilaç kullanımının hem hekimler hem de yaşlılar için ortak bir problem olduğunu söyledi.

Kişilerde yaşlanmaya bağlı kronik hastalık sayısında artış olması nedeniyle çok sayıda ilaç kullanımına ihtiyaç duyulabileceğini söyleyen Karan, "Çok sayıda ilaç kullanımı, uygunsuz olan bir ilacın kullanımı ve ilaç yan etkileri gelişmesi bakımından önemli bir risk faktörüdür. Kullanılan ilaç sayısı arttıkça, ilaçlar arası olumsuz etkileşim sıklığı da artar" dedi.

İstanbul Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı tarafından, polikliniğe başvuran bireyler arasında yapılan bir çalışmaya dikkati çekerek, 65 yaş ve üzerinde ilaç kullanım oranlarına ilişkin bilgi veren Karan, "65 yaş üzerindeki bireylerde, kadınlarda yüzde 63, erkeklerde ise yüzde 55 oranında 5'ten fazla ilaç kullanıldığı saptanmıştır. Bakımevlerindeki yaşlılar ise diğer yaşlılara göre daha fazla sayıda ilaç ve gereksiz ilaç kullanımı için risk altındadırlar" dedi.

“3 YAŞLIDAN İKİSİ ÖĞÜN ATLIYOR”

Akademik Geriatri Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ülev Deniz Erdinçler ise yaşlılarda beslenme konusuna değindi.
Yaşlanmayla acıkma hissi ve yemek yeme alışkanlığının azaldığını belirten Erdinçler, her 3 yaşlıdan 2'sinin bir öğünü atladığını vurguladı. Bu nedenle yaşlıların çoğunun günlük enerji ve besin ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını ifade eden Erdinçler, şöyle konuştu:

"Tat ve koku alma duyusu, tatları ayırt edebilme yeteneğindeki azalma, iştahı olumsuz etkiler. Ağız hijyeninin bozuk olması, diş ve çiğneme problemleri, beslenmeyi etkiler. Yalnız yaşama, yoksulluk, eğitimsizlik, fiziksel olarak bağımlı olma, demans, depresyon gibi hastalıklar beslenmeyi etkileyen diğer faktörlerdir. Yaşlılarda yetersiz beslenmeye bağlı olarak meydana gelen kilo ve kas kitlesinin kaybı, düşme ve kalça kırıklarına, bu gibi durumlarda iyileşme sürecinin daha uzun olmasına, enfeksiyonlara direncin azalmasına, yatak yaralarına, yara iyileşmesinde gecikmeye, daha uzun süreli hastane yatışlarına, yaşam kalitesinin azalması gibi olumsuz durumlara yol açar ve ölüm riskini artırır."

“80 YAŞINDAKİ 5 YAŞLIDAN DÜRDÜNDE HİPERTANSİYON VAR”

Prof. Dr. Teslime Atlı ise, ülkemizde özellikle yaşlı gruplarda hipertansiyonun ciddi bir sağlık sorunu olarak karşılarına çıktığını hatırlatarak, bu kişilerde tuz ayarlamasının dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Hipertansiyonun erişkinlerde yüzde 30 oranlarında görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Teslime Atlı, “60-70'li yaşlarında bu oran yüzde 70'e, 80 yaşın üzerinde ise yüzde 80'lere çıkıyor. Dolayısıyla her 5 yaşlının 4'ünde 80 yaşından sonra hipertansiyon görüyoruz. Bu gerçekten yüksek bir oran. Ülkemizde tuz tüketimi fazla. Yapılan çalışmalarda günde 16-18 gram tuz tüketildiğini görüyoruz. Oysa ki hipertansiyonu olan yaşlı bir bireyin günde 5-6 gram tuz tüketmesi gerekiyor. Biz ülke olarak besinlerimizde tuzlu şeyleri çok tüketiyoruz. Turşu, pastırma, sucuk, salamura, peynir, tuzlu zeytin, salça gibi besinlerle günde 10 gram kadar tuz tüketiyoruz. İstediğimizden çok daha yüksek bir oran. O yüzden hipertansiyonu olan yaşlı bireyin mümkünse yemeğine ekstra tuz atmaması, hipertansiyonu kontrol edebilmesi açısından çok önemli" diye konuştu.

Demans, depresyon, düşme, diyabet, hipertansiyon, parkinson ve enfeksiyon hastalıklarının ele alındığı kongre, 15 Nisan'da sona erecek.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.