Aday adayları, adaylara karşı

AK Parti olsun, Cumhuriyet Halk Partisi olsun veya başka parti olsun, hiç de hoş olmayan bir siyasi süreci yaşıyor, her parti kendi içinde.

Neden mi, meclis üyesi adaylarının açıklamasından dolayı.

Sosyal medya üzerinde, facebook, twitter üzerinden o kadar ağır eleştiri dolu cümleler okumaya başladım ki, AK Parti olanın AK Partiliğinden, CHP’li olanın CHP’liliğinden şüphe eder oldum.

Takım tutar gibi parti tutmaya her zaman karşı olmuşumdur.

Hele ki, yerel seçimler atmosferinde en iyi şeyleri yapabileceğini söyleyen ve güvenilir adaya, partisine değil kendisine bakarak vatandaşların oy verdiğini ise çok yakından biliyorum.

Bizim Anadolu insanı tanıdığı insana kapıyı tam açar, tanımadığı insan ise yarım açar.

Kız alırken, oğlan verirken bile, kılı kırk yaran, çevresinde tanıdığı bütün hısım akrabalarla birlikte bilgi toplayan, geniş ve gelişmiş istihbarat ağı kökeniz de vardır.

Dolayısıyla, partinin ismi ne olursa olsun, adayın kendisi tam not aldıysa bir kişiden, mahalleden de geçer, sokaktan geçer, evin başköşesine de oturur.

Ama meclis üyesi aday adayı olup da, listelere giremeyenlerin durumları gerçekten içler acısı. Başkasının oturduğu koltuğu kendi hakkı gibi görenler mi dersiniz, o nereli, sen nerelisin, benim emeğim, onun yemeği diyenler mi dersin herkesin farklı patlama noktası var.

Tek ortak noktaları listelere seçilebilecek yere girememeleri,  oturacak bir koltuk bulamamaları.

Peki, ne diyor ismini veremediğim, partisini yazamadığım bir aday adayı, o kimin torpillisi, bu kimin torpillisi, bir oyluk çevresi bile yok, işi de iyi bilmiyor.

Peki, bunu diyenin ne yaptığına bakıyorsunuz, listeye girebilmek için torpil üstüne torpil arıyor, buluyor ama elinde patlıyor, üç beş kişiye kafeteryaya toplayıp, 30 bin, 40 bin kişilik mahallenin tamamını tanıyor gibi izlenim vermeye çalışıyor. İşin garibi öyle olmadığını bildiği izlenime sonra kendisi de inanıyor. İşi ne kadar bildiğini ise siyaseti sadece seçim zamanında ortaya çıkarak ben aday adayıyım diyerek zaten gösteriyor.

Hangi partiden olursanız olun beyler, bayanlar, liyakat denen, çalışmak denen, düşünce denen, özveri denen ve en önemlisi isyan etmeyen bir kişiliğe sahipseniz sizi birilerinin görmemesi mümkün değil.

Görüyorlar ama torpilimin gücü yetmedi diyorsanız da, şunu unutuyorsunuz, torpille yola çıkarsan,  torpilli güçlü olanın yolunda torpilinde birlikte patlarsın.

Sen aday olmadın diye, bütün adayları, o adaylara o görevi verenleri bu kadar kötülememelisin. Çünkü gün geçer, seçim biter, aylar sonra gönül verdiğini söylediğin partinin kapısından girdiğinde kötülediğin o sosyal medya sözleri şamar gibi suratına çarpar.

O zaman ben dava adamıyım,  o zaman ben halkçıyım, o zaman ben milliyetçiyim diyerek siyasetini gönüllülük esasına da bir daha asla oturtamazsın.

Hatta sırf utanasın diye, o zaman geldiğinde şunu da yaparlarsa hiç şaşırmam, sana bir görev verirler, belki hak ettiğin ama o görevi sana verdikleri için seni de o dönem yaptığın gibi, ‘bu adam kim, torpilli, bir oyluk çevresi bile yok’ eleştirileriyle karşı karşıya bırakırlar.

Kalkıp düşmeyen bir Allah’tır diyen atamalarımız bunu yataktan düşme olarak söylememişler.

Anlamayana anlatan da zamandır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.