Ağaç dallarımdan yaprağım düştü

Çocuktum, gördüklerimi ve yaşadıklarımı anlamak isterdim. Bütün dünyamız mahalleydi.  Mahallede doyasıya oynardık , eğlenirdik. Karnımız acıkınca komşu annelerde yemek yerdik.  Mahallede olan bitenleri görürdük, yaşardık. Çocuk olduğumuz için sırlara tanık olmamıza müdahale etmezlerdi. ...   

Henüz mahalle kültürü vardı. Sevinçler, üzüntüler,sıkıntılar paylaşılırdı... Çocuktum henüz ilkokula gitmiyordum.  Mahalleye bir gelin gelmişti. Bu gelin biraz farklıydı. Düğünü yapılmadan evine gelmişti ve 2 yaşlarında çocuğu vardı. Şimdiki aklımla sadece nikah yapıldığını anlayabiliyorum. Gelin, elinde çiçeğiyle baş köşede  , limonatalar dağıtılıyor çocuğu elden ele dolaşıyordu. Çocuğu o kadar sevimliydi ki... Kıvırcık saçlı, esmer, koca koca gözleri olan bir çocuk...   Kendi kendime diyordum ki gelinliğini giymiş gelinin nasıl çocuğu olabiliyordu.   Benim için inanılmaz birşeydi bu...

O günkü aklımla olup biteni şaşkınlıkla izliyordum. Ama bir yandan da kimseye soramıyordum. Gel zaman git zaman ben o gelini tanıdım. Mahallede çocuklar bakkala gönderilirdi.  Hiçbir çocuk da ben gitmiyorum demezdi. Büyük ve önemli bir işi başarıyormuşcasına  keyifle bakkala gidilirdi.  O da beni bakkala gönderirdi.  O zamanlar en gerekli şeyler bakkaldan alınırdı.  Gazete , ekmek, peynir, süt, yoğurt...

İsmi Gülperiydi.... Kimse birşey sormazdı ama herkes merak ederdi. Merak ederdi ama kimse terbiye sınırlarını zorlamazdı. 

Çocuktuk ya... Sırlara tanıklık etmemize müdahale etmezlerdi...Gülperi'de çevresindeki herkese karşı anlamını hala çözemediğim bir başeğme vardı. Kayınvalide ve kayınpeder Gülperi'yi  oğullarına ikinci gelin olarak hevesle almalarına  rağmen sonradan çok eziyet ettiler. Oğulları onlara bir torun veremiyordu. Hazıra çok tatlı bir toruna sahip oldular. O torunu sevip sevmemeye ömürboyu karar veremediler. ..

Oysa Kudret o kıvırcık ve kara suratlı, kara gözlü çocuğu o kadar çok sevmişti ki onu nüfusuna geçirdi oğlu kabul etti. Tüm mahalle onu bağrına bastı. Mahallenin en yaramaz çocuğu oldu. Her hanenin evladı oldu her hanenin çocuğuyla oyunlar oynadı.....

Ta ki annesini 40 lı yaşlarının ortalarında amansız hastalıktan kaybedene dek... Askerliğini yapmıştı o arada.... Sonra Kudret tekrar evlendi. Ama evi çocuğa bırakmıştı. Çocuk da evlendi. Eşiyle İzmir dışına taşındı. Bir kızı oldu. Annesinin ismini verdi kızına. ..

Ben büyüdüm... Hala Gülperi'nin hikayesini merak ederim.  Ara ara aklıma geldiğinde hala bu hikayenin şimdiki aklımla gerçeğini öğrenebilir miyim diye sorarım kendime. Ama bilirim ki Gülperi'nin hayatı yarım kaldı....

Birgün cesaret eder de kara çocuğa bunu sorabilir miyim diye de düşünürdüm. 

Ama duydum ki o kara çocuk annesinin kaderini paylaşmış ve amansız hastalığın pençesine o da yenik düşmüş.

Tarif edilemez bir acı hissettim. Sanki ağaç dallarımdan yaprağım düştü.... 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.