Arif ÇAYAN
Bir Avukattan Fazlası: Murad İdikurt
Bazı insanları yaptığı işle tanırsınız.
Bazılarını taşıdığı unvanla…
Bazılarını ise zaman içinde nerede durduğuna, ne söylediğine ve en önemlisi insana nasıl dokunduğuna bakarak tanırsınız.
Avukat Murad İdikurt benim için biraz böyle bir isim.
Onu yalnızca cübbesiyle, hukuk kitaplarıyla ya da mahkeme salonlarıyla anlatmak eksik kalır. Çünkü bizim Murad'la yolumuz yalnızca hukuk veya siyaset konuşulan masalarda kesişmedi.
Time35 ekranlarında birlikte program yapıyoruz.
Aynı masaya oturuyoruz, aynı kameraların karşısına geçiyoruz. İzmir'i konuşuyoruz, siyaseti konuşuyoruz, hukuku ve memleket meselelerini tartışıyoruz.
Aynı noktada buluştuk, bazen farklı düşündük.
Ama ekran kapandığında geriye hep aynı şey kaldı:
Karşılıklı saygı ve dostluk.
Bir insanı televizyonda birlikte program yaparken daha yakından tanıyorsunuz. Çünkü kamera karşısında yalnızca bilgi yetmiyor. Ne söylediğiniz kadar nasıl söylediğiniz, farklı fikirlere nasıl yaklaştığınız ve tartışmanın harareti yükseldiğinde nasıl bir tavır sergilediğiniz de insanın karakterine dair çok şey anlatıyor.
Murad'da benim gördüğüm en önemli özelliklerden biri de buydu.
Fikrini söylemekten çekinmeyen ama vicdanını da sözlerinin gerisinde bırakmayan bir hukukçu.

CÜBBENİN İÇİNDE ÖNCE İNSAN VAR
Hukuk dışarıdan bakıldığında maddelerden, dosyalardan, dilekçelerden ve mahkeme salonlarından ibaret görülebilir.
Ama her dosyanın içinde bir insan vardır.
Bir anne vardır.
Bir baba vardır.
Bir evlat vardır.
Bazen yarım bırakılmış bir hayat, bazen adalet bekleyen bir aile vardır.
İşte hukukçuyu yalnızca mesleğini yapan insandan ayıran çizginin burada başladığını düşünüyorum.
Bilmek başka şeydir.
Hissetmek başka.
Murad İdikurt'u tanıdıkça onun hukukla vicdan arasındaki bağı önemseyen bir insan olduğunu gördüm.
Çünkü adalet yalnızca kanun maddelerini doğru okumak değildir.
Adalet, karşınızdaki insanın yaşadığı acıyı da görebilmektir.
AYNI EKRANDA, AYNI MASADA…
Time35'te birlikte yaptığımız programlar benim için bu nedenle yalnızca televizyon yayınlarından ibaret değildi.
Program biter, kameralar kapanır.
Ama sohbet devam eder.
İzmir'i konuşursunuz.
Siyasetin bugününü, yarınını konuşursunuz.
Bir haksızlığı konuşursunuz.
Bazen sesiniz yükselir, bazen gülersiniz, bazen de uzun uzun tartışırsınız.
Ve zaman geçtikçe karşınızdaki insanı daha iyi tanırsınız.
Ben de Murad'ı böyle tanıdım.
Her konuda aynı düşünmek zorunda olmadığımızı ama aynı masada birbirimizi dinleyebileceğimizi gördüm.
Bence bugün en fazla ihtiyacımız olan şeylerden biri de bu.
İnsanların birbirlerini siyasi görüşlerine, unvanlarına veya bulundukları çevreye göre ayırdığı bir dönemde, farklı düşüncelere rağmen dost kalabilmek çok kıymetli.

HAYATTA İNSAN BİRİKTİRMEK
Yaş ilerledikçe insanın bazı şeylere bakışı değişiyor.
Bir zaman sonra anlıyorsunuz ki mesele kaç kişiyi tanıdığınız değil.
Kaç kişinin sizi gerçekten tanıdığı.
Kaç kişinin telefonunu gönül rahatlığıyla arayabildiğiniz…
Kaç kişinin size yanlış yaptığınızda “Yanlış yapıyorsun” diyebildiği…
Kaç kişinin iyi gününüzde alkışlarken kötü gününüzde de yanınızda durduğu…
Asıl servet biraz da bunlar.
İnsan biriktirmek.
Dost biriktirmek.
Hatıra biriktirmek.
Biz Murad'la ekran önünde de ekran arkasında da çok şey konuştuk.
Belki bundan sonra da birçok konuda tartışacağız.
Yine aynı fikirde olmadığımız zamanlar olacak.
Ama dostluk zaten herkesin birbirine sürekli “Haklısın” demesi değildir.
Dostluk, farklı düşünürken bile aynı masada kalabilmektir.
İYİ Kİ YOLLARIMIZ KESİŞMİŞ
İnsanların değerini anlatmak için illa bir vedayı beklememek gerektiğine inanıyorum.
İyi insanlara “iyi ki varsın” demek için kötü günleri beklememek lazım.
Bu nedenle bugün birkaç satır da ben yazmak istedim.
Avukat Murad İdikurt'u yalnızca mesleğini yapan bir hukukçu olarak değil; birlikte program yaptığım, aynı masayı paylaştığım, tartıştığım, güldüğüm ve zaman içerisinde dostluğunu tanıdığım bir insan olarak anlatmak istedim.
Hayatta herkes karşınıza bir sebeple çıkıyor.
Bazıları geçip gidiyor.
Bazıları ise geride iz bırakıyor.
Time35 ekranlarında başlayan nice sohbetin, ekranlar kapandıktan sonra dostluğa dönüşmesi de hayatın güzel taraflarından biri.
Daha konuşacağımız çok konu var Murad.
Daha tartışacağımız çok mesele…
Daha yapacağımız programlar…
Ama bugün programı kapatırken söylediğimiz gibi bitirelim:
Adaletin olmadığı yerde huzur, vicdanın olmadığı yerde gerçek adalet olmaz.
İyi ki aynı ekranı paylaştık.
İyi ki yollarımız kesişmiş Murad İdikurt.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.