Dr. Taner Akman
Gelelim Tapulu Balçova Arsa Mağdurlarının Durumuna…
Bugün bazı çevreler tarafından “0.80 emsal verildi” denilerek sanki vatandaşlara çok büyük bir hak tanınmış ve tüm Balçova arsa mağdurlarının 56 yıllık sorunu kendilerince çözüme kavuşturulmuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor ve önlerindeki tek engel olan imar planı askılarına hak sahipleri tarafından itiraz edilmemesi isteniyor. Tapusuzlara bu planda zaten hiç yer yok o yüzden tapusuzların itiraz etmeleri gayet doğal ve hak kaybı oluşmaması, ellerindeki makbuzların çöpe dönüşmemesi için zaruri. Tapulu vatandaşlar ise kendileri açısından büyük bir zafer kazanılmış zannediyor ve bu zaferin önündeki tek engel olarak; imar planlarına askı sürecinde itiraz edeceğini beyan eden tapusuz vatandaşları görüyor.
Oysa ki tapulu vatandaşların büyük kısmı işin matematiğini araştırdıkça durumun hiç de anlatıldığı gibi olmadığını yavaş yavaş fark etmektedir. 1 Haziran gibi askıya çıkıldığında durumu daha da iyi anlayacaklar ve rüzgarın yönü tamamen değişecek. Çünkü imar uygulamalarında yalnızca emsal rakamına bakılmaz. Öncelikle düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintileri devreye girer. Yani vatandaşın arsasının önemli bir kısmı yol, park, yeşil alan ve kamu hizmetleri için terk edilir. Bugün konuşulan oranlar içerisinde yüzde 45’e kadar ulaşabilecek terk ihtimali dillendirilmektedir.
Şimdi basit bir örnek düşünelim:
400 metrekare arsası olan bir vatandaşın önce yaklaşık yüzde 45 civarında terk verdiğini düşünün. Geriye yaklaşık 220 metrekare civarında net alan kalmaktadır. Bunun üzerine konuşulan 0.80 emsal uygulandığında ortaya çıkan toplam inşaat hakkı yaklaşık 176 metrekare seviyelerine düşmektedir. Yani yıllardır umutla bekleyen birçok insanın eline, bugünkü ekonomik koşullarda bırakın ciddi bir yatırım değerini, çoğu zaman beklentilerin çok altında bir yapılaşma hakkı geçebileceği görülmektedir.
Üstelik iş bununla da bitmemektedir. Ada bazlı birleşmeler, uygulama maliyetleri, müteahhit payları, altyapı giderleri, ortak alan kayıpları ve uygulama süreçlerinde ortaya çıkabilecek yeni kesintiler düşünüldüğünde vatandaşın elinde kalacak gerçek ekonomik değerin çok daha fazla tartışılması gerekmektedir.
İşte tam da bu nedenle tapulular olarak; “Bu gerçekten bir çözüm mü, yoksa insanların arsalarına bu kez hukuki süreçler üzerinden düşük bedellerle ulaşılmaya mı çalışılıyor?” sorusunu sormanız ve tapulular olarak sizin de 30 günlük askıda kalış süresini kaçırmadan imar planlarını inceleyip gerekli itirazlarınızı yapmanız yerinde olacaktır.
Saygılarımla
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.