Eylül Ayça Karakuş

Eylül Ayça Karakuş

HÜZÜN

Kaldırımlara düşen her bir yağmur damlasında göz altıma siyahlıklar en koyusuyla çöküyor. Küçük bir çocuğun korkarak, suçlanarak iç çekişi gibi içleniyorum.

Kızıyorum... Kime niye kızdığımın hiç bir önemi olmadan sadece kızıyorum. Kızgınlıklarım kırgınlıklarımı doğuruyor. Kırgınlıklarım ise tekrardan öfkeme gebe kalıyor. Üzerime, korunabileceğim bir şey almadan, yalın ayak sokaklara çıkmak ve deliler gibi yürümek istiyorum. “Adresi belli olmayan yerlere sürgün vursam kendimi, ne güzel olur…” diye içimden geçiriyorum. 

Kaybedilmişler mahallesi, geç kalınmışlıklar caddesi, 1978 sokağı ve 9 no.lu umutsuzlar kapısı olsun gideceğim yer. Yüreğimde senin için biriktirdiğim ne varsa hepsini o kapının eşiğine savurayım istiyorum. Gökyüzü delinmişçesine yeryüzüne ağlarken hazin bir sona geldiğimin farkına varıyorum.

Kapıyı açan seni görünce, Allah’tan, seninle geçecek bir gece istiyorum. Nedensiz ve sebepsizce, seninle uzun soluklu bir gece diliyorum... 

Gecenin sessizliği çökerken üzerime suskunluğum dinleyişlerimi bastırıyor. Yokluğunun verdiği hüzün 

hücrelerime dağılıyor. Hadi bu gece kendine batırdığın, bende oluk oluk kanattığın dikenlerinden sıyrıl ve yastığıma gel. Gel ki uykuların en derinine ruhumu teslim edeyim, gel ki varlığına yüzümü süreyim. Asi yüreğimdeki seni benimle yüzleştiren bana kafa tutayım.

...Gün gecenin koyusundan sıyrılıp kızılca güneşin ışıklarıyla penceremden içeri vuruyor. Uzun bakır rengi saçlarım kapatırken yüzümün bir kısmını, bir el alnımda geziniyor. Sensizliğe mesken tutmuş gözlerimi yorgunluktan açamazken bir fısıltı duyuyorum.

“Ben, senin gökyüzünüm ve sen benim alnıma yazılmış en güzel mevsimimsin. Parmak uçlarını alnımdan yanaklarıma doğru yavaşça gezdirirken dudağımın kenarındaki çukurlukta duruyorsun. Gözlerimi açıyorum ve gördüğüm sana şaşkınlıkla bakıyorum. Gözlerimdeki mutluluk, dudağımdaki tebessüm, tenime sinmiş kokunu bir nefeste içime çekerek konuşmayacak mısın?” diye soruyorum.

Tüm sükûnetini soğukkanlılıkla koruyarak sıkıca tuttuğun ellerimi avuçlarında ısıtıyorsun.

“Sustuklarımdan artırdıklarımsın, konuşmaya kıyamadığımsın, dokunmalara doyamadığımsın...” diyorsun.

Ve kocaman bir sessizlik doğuyor. Bugün ayın dokuzu. Bugün senin doğduğun gün. “İyi ki doğdun!” deyip, boynuna sarılamadığım, doya doya öpemediğim günün buruk hüznü var ruhumda.

Ama ne olursa olsun, olamasam bile yanında, bu sabah ruhuma doğan en güzel güneşi karşıladım senin hayalinle.

Takvimde bugün sen varsın... Benim için her gün ayın 9’u, her gün sensin. Günlerden ise umut! 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.