Arif ÇAYAN
İzmir'in bağrından çıkan bir irade: Eyyüp Kadir İnan
İzmir siyaseti uzun yıllardır aynı kısır döngünün içinde dönüp duruyor. Kimi zaman ideolojik refleksler, kimi zaman günlük polemikler; şehrin gerçek sorunlarının önüne geçiyor. Oysa İzmir’in artık kaybedecek zamanı yok. Altyapıdan ulaşıma, kentsel dönüşümden çevre sorunlarına kadar kangren hâline gelmiş meseleler, siyaset üstü bir anlayışı zorunlu kılıyor. İşte tam da bu noktada Eyyüp Kadir İnan’ın durduğu yer, üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir yerde duruyor.
Eyyüp Kadir İnan, bu şehrin dışından gelip İzmir adına konuşan bir figür değil. O, İzmir’in sokaklarında büyümüş, bu şehrin havasını solumuş, sorunlarını birebir yaşamış bir İzmirli. AK Parti’nin gençlik kollarından başlayarak adım adım siyaset sahnesinde yükselmiş, bugün ise Türkiye’nin iktidar partisinde Genel Sekreterlik gibi son derece kritik ve üst düzey bir görevle İzmir’i temsil eden bir isim. Üstelik bunu, çok genç sayılabilecek bir yaşta başarmış olması, İzmir açısından başlı başına tarihsel bir önem taşıyor.
Belki de uzun yıllar sonra ilk kez, “İzmir’in çocuğu” diye adlandırılabilecek bir siyasetçi, iktidar partisinde bu denli güçlü bir makamda İzmir adına söz söyleme yetkisine sahip. Bu durum, doğru okunduğunda İzmir için ciddi bir fırsattır. Çünkü Eyyüp Kadir İnan’ın Ankara’daki gücü, kişisel ya da partisel bir vitrin değil; İzmir’in sorunlarını hızlandırmak, tıkanmış süreçleri açmak ve şehri yeniden yatırım cazibesi olan bir noktaya taşımak için kullanılabilecek bir imkândır.
Nitekim bir süredir İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile kurulan temaslar da bu anlayışın bir yansımasıydı. Parti rozeti bir kenara bırakılarak, İzmir’in menfaatleri için Ankara’da bakanlık randevularının organize edilmesi, görüşmelere eşlik edilmesi ve kentin ihtiyaçlarının doğrudan muhataplarına aktarılması; siyasetin olması gereken yerini gösteren örneklerdi. Bu yaklaşım, “kim kazanır?” sorusundan çok, “İzmir ne kazanır?” sorusuna odaklanan bir anlayıştı.
Ancak son dönemde yapılan sert ve siyasi açıklamalar, bu iyi niyetli zemini zedeledi. Ankara temaslarını küçümseyen, İzmir’in sorunlarını merkezi siyasetin polemik malzemesi hâline getiren söylemler, en çok yine İzmir’e zarar verdi. Bu noktada Eyyüp Kadir İnan’ın verdiği tepki, kişisel bir kırgınlıktan ziyade, yapılanların değerinin bilinmemesine duyulan bir itiraz olarak okunmalıdır. “Muhataplık” vurgusu da tam olarak buradan doğmaktadır: Bahane üreten değil, çözüm üreten bir belediyecilik anlayışı çağrısı.
Eyyüp Kadir İnan’ın İzmir’e yaklaşımı nettir: Daha fazla yatırım, daha hızlı çözüm, daha güçlü bir Ankara–İzmir hattı. Bunun için de siyaset üstü davranmaktan çekinmemiş, elini taşın altına koymuştur. Çünkü onun İzmir’le kurduğu bağ, seçim dönemleriyle sınırlı değildir. O bağ; çocukluğundan, gençliğinden, bu şehrin hafızasından beslenen bir aidiyettir.
İzmir’in bağrından çıkmış bir evlat olarak, bugün iktidar partisinin en üst yönetim kademelerinde İzmir’i temsil eden Eyyüp Kadir İnan’ın varlığı; doğru değerlendirildiğinde bu şehir için bir şanstır. Mesele, bu şansı polemiklerle heba etmek değil; İzmir’in kaybettiği yılları telafi edecek ortak bir aklı büyütebilmektir.
Çünkü İzmir, kısır tartışmaları değil; samimi, güçlü ve sonuç alan bir siyaseti hak ediyor.










Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.