Banu Pirinçcioğlu

Banu Pirinçcioğlu

BAŞKAN BEYLER

Bir modern site düşünün.

Seçilmiş kişilerce yönetilen bir site. Seçenler sitede oturanlar. Site yöneticisi olurken kendinizi buraya adıyorsunuz. Işi gücü bırakıp profesyonel iş hayatı gibi bu görevi üstleniyorsunuz. Sabah 9 akşam 5,  işe gider gibi yönetim ofisinize gidiyorsunuz. Orada kararlar alıyorsunuz, sorun çözüyorsunuz. Tek adamsınız. Güçlü ve kudretlisiniz. Sözünüz kanun. Üstüne söz söylenmiyor. Herkes titriyor, yani emrinde çalışanlar tabii. Başkan aşağı başkan yukarı. Yüksek egodan baş dönmüş vaziyette. Ben bilirim, ben yaparım, ben yasaklarım, ben serbest bırakırım diyerek oturuyorsunuz koltuğunuzda.

Bir kere yönetici olmak sabır ve sevgi gerektirir. Insanlarla ilgili bir iş yapıyorsanız ilişkileriniz sağlam olmak zorunda. Karşınızdakinden nefret dahi etseniz gülümsemek ve sempatik olmak zorundasınız. Kavga odaklı olduğunuz zaman sorun çözmekten uzaklaşırsınız. Sizi oraya getirenler bir dahaki sefere de götürmeyi bilirler. Bu böyledir. Egonuzu tatmin eder gider evinize dönersiniz.

Şimdi başka birşey düşünün.

Doğal yaşam alanı olarak burada doğmuş yaşayan ve kanun gereği de yaşamaya devam edecek olan kedileri düşünün. Sizden bağımsız olarak gelmişler, yaşıyorlar. Insanlık gereği de bu canlıları besleyen site sakinleri var.

Yine insanlık gereği soğukta yağmurda üşüşesinler kafalarını sokacak bir yerleri olsun deyip kendi paraları ile satın aldıkları güzel kedi evlerini sitenin belli başlı bölgelerine koymuşlar.

Ortalık da temiz kalsın, düzgün görünsün deyip mama kapları su kapları alıp koymuşlar.

Bir sabah uyanıyorlar ve hiçbiri ortada yok. Neden? Çünkü başkan bey istememiş, kaldırın buyurmuş, kaldırmışlar.

Sanıyorlar ki, evler giderse kediler de gidecek. Hani göçmen kuşlar misali. Kedilerin orada evler var diye kaldıklarını sananlar, aslında onların tepelerindeki çatıyı değil, alanlarını ev bellediklerini bilmiyorlar.

Mama kapları olmazsa eğer yemek konulmayacağını sanan başkan beyler, insanların yerler kirlenmesin diye kap koyduklarını bilmiyorlar. Kap yoksa yere mama dökmek dert değil yoksa. Çünkü başka yolu yok, kabı kaldırırsan yere dökülecek. O yemek yenecek. Çünkü kanun böyle diyor. Ne diyor? Hep birlikte tekrar edelim,

Hayvanları Koruma Kanunu 3. maddesinde,

a)    “Yaşama ortamı: Bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yeri ifade eder” denmektedir. Yani, hayvanların kendi doğal güdü ve yetenekleri ile girip yaşamlarını sürdürdükleri, “özel veya kamuya ait ayırımı olmadan” tüm ağaçlı alanlar, bahçeler ve açık alanlar dahil olmak üzere her HER YER”, kedi ve köpeklerin “doğal olarak yaşadıkları” yerler yani “yaşama ortamları” dır. Yani kanun yaşama ortamını tarif ederken, özel alan veya kamu alanı diye bir ayırım yapmamış, “hayvanın doğal olarak yaşayacağı her yeri YAŞAM ORTAMI” olarak tanımlamıştır.

b)    Hayvanlara Zarar Vermek, Beslenmelerine Engel Olmak, 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu gereğince CEZAYA Tabidir’’

Yani buna göre, besleme yapmaya engel olmak suçtur ve cezaya tabidir. Kaplar yoksa ve inadına hergün kaldırılıyorsa, yere koyulan mamaların site temizlikçilerine, mama gördüğünüz yerde süpürün emri verilmiş olması suçmudur? Sanıyorum öyledir.

Bu gibi davranışlar dayanışmayı değil kavgayı tetikler. Bir yerin yöneticisi yaşayanlarla dayanışma içinde olmak zorundadır. Kavga edemez.

Kavgayı evinde edebilir, kendi çocuklarıyla belki eşiyle dostuyla edebilir. Ancak site sakinleriyle kavga edemez. Ediyorsa göreve uygun değildir.

Hiç kimse hayvan sevmek zorunda değildir ancak yaşamına engel olup zarar veremez. Bir hayvanın beslenmesine engel olmak zarar vermenin başka bir türüdür.

Benzer sorunları yaşayan site sakinleri için önerim kanunu iyice okuyup anlamalarıdır. Yasal haklarının bilincinde olmak önemli.

Lakin heryerde egosu tavan yapmış bir “başkan bey” mutlaka vardır. Ama geldikleri gibi de giderler…

Önceki ve Sonraki Yazılar