1. YAZARLAR

  2. Nilgün Akyüz

  3. DEPREM GERÇEĞİ 
Nilgün Akyüz

Nilgün Akyüz

Aile Danışmanı
Yazarın Tüm Yazıları >

DEPREM GERÇEĞİ 

A+A-

Merhaba sevgili Medya Ege okuyucuları. Bu hafta hepimiz için zor geçiyor. Cumartesi aldığımız bir haberle derinden etkilendik. Türkiye’nin değişmez gerçeği depremle. Bütün ailem İzmir’de. Hepsine ulaşıncaya kadar geçen süre, dakikalar olmasına rağmen bana saatler geldi. Kaç gündür de bütün arkadaşlarımla bağlantı halindeyim. 

Depremle ilgili çok şey yazılıp çizilecek. Nedeni, nasılı hep konuşulacak. Ama az konuşulan bir şey var ki, o da insanlar üzerindeki psikolojik etkileri. Şu anda izlediğimizde görüyoruz. Deprem sonrası yapılan yardımlar, genel itibarı ile hayat kurtarma, yaralıların tedavisi, barınak sağlama gibi alanlarda sürmektedir. Şu an için yapılması gerekenler bunlardır. Bütün bunlar bittikten sonra yapılması gereken ise depremin insanlar üzerindeki etkilerini ele almaktır. Özellikle 1999’da meydana gelen Marmara depreminden sonra bu konuda çok ciddi makalelerin yazıldığını görüyoruz. Ancak daha geniş çaplı çalışmalar, halk için programlar yapılmadığı sürece çalışmaların yarım kalacağı inancındayım.

Deprem, yıkıcı etkilere neden oluyor derken sadece coğrafya olarak değil insan olarak da ele almalıyız. Şu anda herkes deprem konusunda stresli. Ama yaşayanlar daha çok stres altında. Depreme karşı hepimiz farklı tepkiler verebiliriz. Bu bizim kişilik yapımıza, değerlerimize, yaşadıklarımıza göre değişiklik gösterir. Nitekim de televizyonda görüntüleri seyrettiğimizde insanların nasıl farklı tepkiler sergilediğini görüyoruz.   

Deprem gibi yaşamı ciddi anlamda tehdit eden bir olay karşısında beynimiz nasıl tepki veriyor? İki şekilde çalıştığını söyleyebiliriz: Savaş ve kaç. İlki tehlikenin değerlendirmesini yapar. ikincisi ise tehlikeden korunmayı hedefler. Tehlikeden kurtulmak için vücudumuz birtakım reaksiyonlar gösterir. Kalp atışımız hızlanır, soluk alıp verişimiz artar, kas gerginliği oluşur. Bununla birlikte terleme, titreme, bulantı, korku, şaşkınlık görülür. Tehdit ortadan kalktıktan sonra insanın duygu ve düşünce dünyasına göre şekillenen bir baş edebilme sorunu ortaya çıkar.

Çoğumuz, hayatımızda sarsıcı bir deneyim yaşamamışızdır. O yüzden de dünyayı güvenli bir yer olarak kabul ederiz. Hayatımızdaki insanların birden ölmeyeceğine inanmak isteriz. Bu düşünceyi hayatımız boyunca yavaş yavaş inşa ederiz. Dolayısıyla da ortaya çıkan ani değişim bizim için kolay kabul edilecek bir şey değildir. Zorlanırız kabule geçmekte. Çelişik birçok duyguyla harmanlanırız.

Yaşamı yeniden anlamlandırmak, trajediyi kabule geçmek ve kaldığımız yerden yaşamsal zorunlulukları devam ettirmek koşuldur bizim için. İnsanların büyük bir bölümü buna alışıp iç dengelerini kurarak zorluklarla başa çıkarken bir kısmı bunu yapamaz. Bu süreç bazı insanlarda aylarca hatta bazen yıllarca sürebilir. Bu duruma ‘’Travma Sonrası Stres Bozukluğu’’ adı verilir.

İnsanların travmayla başa çıkmalarında standart bir yöntem yoktur. Kişinin yaşam biçimine uygun yöntemler gereklidir. Ama deprem sonrasında yapılacak psikolojik yardımda kişiye, yaşadıklarını ifade etme olanağı verilmelidir. Bedensel ve zihinsel olarak dinlenmeye olanak sağlanmalıdır. Kişi, konuşmak istemeyebilir de. Buna zorlanmamalıdır, istediği bir zamanda bunu yapabileceği vurgulanmalıdır.

Bu travma, bizim yaşam motivasyonumuzu ciddi anlamda kırmış olabilir. Ama çaba sarf etmek çok önemli. Kişi, bu süreci kabullenmeye başladığında bir adım öteye geçecektir. Ancak unutmayalım ki her travmatik olay bir süre sonra etkisini azaltmaktadır.

Evet değerli okuyucularımız, zor bir süreçten geçiyoruz. Deprem gerçeğiyle bir kere daha karşı karşıya kaldık. Umarım bu sondur diyemiyoruz çünkü depremler olmaya devam edecek. O zaman biz ne yapabiliriz diye düşünmeli alınması gereken önlemleri almalıyız diye düşünüyorum. Burada hepimize görev düşüyor. Oturduğumuz binalar mezarlarımız olmasın. Depremde kaybettiğimiz bütün kardeşlerimize Allahtan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum.
     

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.