Dr. Taner Akman

Dr. Taner Akman

Güney Amerika Sokaklarında Che’yi Aradım…

Panama, Venezuela, Kolombiya, Ekvador, Peru, Şili, Uruguay, Arjantin… Sırada Paraguay, Brezilya var… Güney Amerika’yı karış karış gezerken gözlerim hep Che’yi aradı… Müzelerdeki Che’yi değil, halkın içindeki Che’yi aradım… Bir duvar yazısında, bir afişte, duvardaki bir grafittide, bir tişörtte, bir sokak levhasında, bir meydanda, bir satıcının tezgâhında… En azından bir iz.

Ama yoktu.

Bogotá’da yoktu. Quito’da yoktu. Lima’da yoktu. Santiago’da yoktu. Buenos Aires’te yoktu. Sanki kıtadan silinmiş gibiydi. Türkiye’de bir üniversite kampüsüne girsen Che’nin yüzüyle karşılaşmamak neredeyse imkânsızdır. Kadıköy’de bir duvarda, Ankara’da bir kafede, İzmir’de bir çantada, bir öğrencinin tişörtünde… Türkiye’de hâlâ bir “sembol”. Hâlâ bir direniş yüzü. Hâlâ romantik bir devrim miti.

Ama burada, kendi coğrafyasında, sessizlik.

Ve sonra… Palermo’da bir sokak satıcısının standında, küçücük bir Che fotoğrafı gördüm. Doğduğu ülkenin şehrinde. Arjantin’de. Ama Maradona fotoğraflarının altında neredeyse kaybolmuştu. Yukarıda Messi, yanında Maradona, altında bir yerde küçücük bir Che. Futbol tanrılarının gölgesinde bir devrimci.

O an içimde tuhaf bir hüzün oluştu.

Che, Küba dışındaki Latin Amerika için bir mit olmaktan çıktı mı? Yoksa buralar onun romantize edildiği değil, bedelinin ödendiği topraklar olduğu için mi herkes daha temkinli? Türkiye’de Che bir fikir. Buralarda ise bir tarih. Ve tarih her zaman romantik değildir.

Mesela Arjantin bugün ekonomik krizlerle, politik yorgunlukla, ideolojik kutuplaşmalarla boğuşuyor. Devrim kelimesi burada posterden çok enflasyonla, askeri darbelerle, kayıplarla, faili meçhullerle anılıyor. Belki de bu yüzden Che buralarda bir tişört yüzü değil; tartışmalı bir figür. Kimine göre kahraman, kimine göre hayalperest, kimine göre başarısız bir silahlı romantik.

Türkiye’de Che bir simge olarak güvenli bir mesafede duruyor. Uzak. Egzotik. Estetik. İdol. Burada ise fazla yakın. Fazla gerçek. Fazla politik. Fazla anarşik…

Ve belki de bir başka sebep daha var: Latin Amerika bugün devrimi değil, istikrarı arıyor. Gençler belki artık Che’yi değil, Messi’yi örnek alıyor. Bir ideolojinin değil, bir başarı hikâyesinin peşindeler. Futbol birleştiriyor? Devrim bölüyor?

Ama yine de… Kendi kıtasında, kendi ülkesinde, Maradona’nın gölgesinde küçücük kalmış o Che fotoğrafına bakarken içim burkuldu. Çünkü bazı yüzler sadece bir ideolojiyi değil, bir hayali temsil eder. Che de o hayalin yüzüydü.

Belki unutulmadı, kalplerde gizleniyor. Belki yasak. Belki sadece romantik olmaktan çıktı. Belki de posterlerden çekilip tarihin daha ağır, daha sessiz raflarına kaldırıldı.

Ama ben yine de onu bir duvarda çok daha büyük görmek isterdim. Kendi topraklarında…

Dipnot:

Müzelerdeki Che’yi arayanlar için bir kaç bilgi vereyim;

• Museo del Che Guevara – Alta Gracia (Córdoba) — Che’nin çocukluk yıllarını geçirdiği ev şimdi müze olarak korunuyor. Fotoğraflar, belgeler ve dönem yaşamına dair bilgiler var. Burası Buenos Aires’ten uçak veya otobüsle günübirlik gidilebilecek bir rota. 

• Che’nin doğduğu yer – Rosario – Che’nin doğum yeri Rosario’daki evin dışında, heykel ve anıtlarla birlikte bir “Che Rotası” (Circuito Che) var; motorlu gezginler için burası motosikletle ziyaret edilen popüler yerlerden biri.

• Motosiklet yolculuğu (Motorcycle Diaries) – Che ile Alberto Granado’nun 1950’lerde Latin Amerika’yı gezerken yaptıkları motosiklet yolculuğu (La Poderosa) kitap ve filme konu oldu; bu yolculuk anılarıyla (“Motosiklet Günlükleri”) ilgili materyalleri internetten PDF veya kitap formatında bulabilir, Arjantin’deki rotalar üzerine fikir edinebilirsiniz.

image0.jpeg

image1-1.jpeg

image2-1.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.