Avukat Yusuf Akın

Avukat Yusuf Akın

RENKLİ AŞKLAR MÜZESİ...

Aşkların en güzelini yaşamamıştık biz yıllarca.
Bir elimiz dostun yakasında, bir elimiz kaynarca.
Çok geç öğrendik, birle birin bir ettiğini.
Birimiz kavak ağacında baykuş, birimizin kiraz ağacında asılı kalmış gömleği.
Ellerimize tutturulmuş matruşkalarda, kuzey yönünü bulan pusula.
Derdine bak, derelerde balık, tırmanan kavak ağacına.
Bir kuşburnu kadar faydasız, burnu iç çekmekten yara olumuş garibe.
Kulaklarımızda mezarlık uğultusunda yaralanmış bu bir servi ağac mı ne.
Dibimizde çalıların dikenleri, iskoç viskisi acılığında.
Acı bir türkü basmış yüreği, dudakları kanamış gül tadında.
Gül, bülbüle kısa mesaj atmış, sakın arama.
Şimdi gökyüzünü maviye boyayan bir el var dermansız yarama.
Dökük dişleriyle, bir latin dansı yapıyor ay.
Mehtaplı gecelerde güneş sırılsıklam olmuş hüzünden sanki afacan bir tay.
Elbet bir hesaba tutuşmuş, sabaha bileniyor.
Sokaklar ağzına kadar keven dolu bir bozkır, seviniyor.
Bileniyor hiç bilmeden diğerine bir bozayı.
Bal peteği görünümünde korkuluklar dolaştırıyor sokakta şırayı.
Bir elinde yağlı kılıç bir elinde karanfil.
Nelet Ertaş yüreği dağlanmış bir hayal kuruyor.
Müslüm Gürses ışık saçıyor sanarsın, muhteşem nur.
Ahmet Kaya sözlerini bitirmiş mesut bahtiyar.
Uzaklarda bir yerlerde barış var, dönence.
Sezen Aksu ah istanbul ağlarsın görünce.
Sen aldırma gönül aldırırsan ediplere doğar beyaz bayram.
Kadife kesesinde çil çil güzellikler müzeyyen, aldıramam.
İki kapılı bir gönül ki açsa bir aşık, döner çölüne utancından veysel.
Bu nasıl bir bir dünya gündoğarken aldı bir sel.
Elleri bağlamaya vurmaktan nasır tutmuş erdal erzincan.
Sel almış tüm diktiği çiçekleri selda bağcan.
Şimdi turnalar kurtalan ekspresi ile yoldadır kanadı kırık.
Arifler hep sağ kalır, türküler çağıldar ılık ılık.
Bir yanımız bahar olur bir yanımız atilla ilhan.
Müzede gezer durur, neşe ve sevinçle gülhan.
Bir resim olur, bir fotoğraf olur zaman.
Döner gelir tüm zamanlar ruhun halil ibrahim sofrasına.
Bir el bozar aşkı,  ara ki bulasın sarı çizmeli mehmet ağa.
Bir şafak türküsü çığlığı, saçları tel tel olmuş aşıklar.
Ne çok çöpçü var, neşeyi, sevinci süpürmüşler.
Etekleri sarı bir kız dolaşır, sararmış duygu yaylalarında.
Nefesi gül kokuyor, gül ekmiş içindeki tarlalara.
Kargalar kapacak üç beş güzel anıyı.
Gözleri kanlanmış iç dökmekten unutmuş bir yarayı sarmayı.
Gidelim şimdi çiçek açmış izmirin dağına.
Hep sol yanın acımış biraz yüklen sağına.
Renkli aşklar müzesi açılmış anadoluda.
Kim gezmek ister ki bu kara kışta, dolu da.

Yusuf AKIN/ 27.10.2020/ İzmir

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.